9 Ocak 2017 Sayı 116
Esnaf Nizamları

 

 

            Esnaf birlikleri için teşkilatlanmak zorunlu bir ihtiyaçtı. Bu teşkilatlanmanın en önemli görevi; iktisadi hayatın gerekliliklerini, ihtilafları minimize ederek sosyal dayanışma çerçevesinde işlemesini sağlamaktı. Bir anlamda devlet bu teşkilatlanma yöntemi ile üzerinde oluşabilecek bürokrasi yükünü küçük birimlere yayarak hafifletmekteydi. Bunun yanında esnaf birlikleri sermayenin tekel oluşturacak şekilde belirli kişilerde toplanmasını önleme noktasında önemli işlev görmüştür. Bu çerçevede devlet esnafın istikrarını ve devamlılığını korumaya özen göstermiştir. Esnafa tanınan ve 18. yüzyıldan itibaren belirginleşen tekel haklarının sağlanması bu çerçevede düşünülmüş adımlardandır.[1]

Esnaf Teşkilatının tekel haklarını elinde tutması ve o alanda başka üretim faaliyetlerinin olmaması için bir teşkilatlanma ihtiyacını doğurmuştur. Esnaf nizamlarının doğuşunun buradan başladığını söyleyebiliriz. Temel olarak esnaf nizamları, esnaf birliği tarafından berat, ferman veya hüccet şeklinde resmi olarak kendilerine verilmesini istedikleri bir belge olup birliğin devamlılığını temin edecek kaidelerden, bir diğer deyişle esnaf birliğine verilen imtiyazlardan oluşmaktaydı. Bu kaideler devletin üretim politikasına ters düşmediği takdirde kabul görmekteydi. Resmi esnaf nizamları devlet tarafından onaylanan nizamlara, bunun haricinde devlet tarafından onaylanmayan ancak esnaf arasında uygulanan nizamlarda resmi olmayan nizamlar olarak Kala tarafından isimlendirilmiş ve resmi esnaf nizamları aşağıdaki gibi üç grupta sınıflandırılmıştır.[2]

1)      Mal, hizmet ve hammadde temini ve satılması ile ilgili kurallar.

2)      Hammadde , mal ve hizmetlerin temini ve satılması ile ilgili kurallar.

3)      Esnaf birliklerinin yönetimi ve denetimi ile ilgili kurallar.

            Esnaf nizamlarına örnek teşkil etmesi açısındanReşat Ekrem Koçu’nun yayınlamış olduğu esnaf nizamnamelerinden örnekleri aşağıda veriyoruz.

Ekmekçiler, Çörekçiler:Ekmekçinin ekmeği ve çöreği çiy, kara, ekşi ve noksan olmaya, olursa dirheminden 1 akçe ceza alına. Elekleri sık olup ekmek kepekli olmaya, olursa ekmekçiye muhkem siyaset oluna.

Kasaplar:Koyunu keçiden ve erkeği dişiden saklanıp arığı kesilmeyecektir. Dükkanlarında her zaman et bulundurmaya mecburdurlar. Bunlara riayet etmeyen kasabın hakkından geline.

Aşçılar: yemekleri çiy ve tuzlu olmaya. Kaseleri temiz, kazanları kalaylı, çanakları yeni ve sırçalı,  ve aşçının yamağının uşağının futaları yeni ve temiz ola.

Börekçiler:koyun eti kıyması kullanacaklar, böreğin soğanı çok eti az ve ekseri yeri boş olamayacaktır ve iç yağı karıştırılmayacaktır.

Lokmacılar:işledikleri lokmanın hamuru çiy olmaya ve balı akideli ola.

Bakkallar:Malın iyisini fenasını ayırt edip satacaklardır. Terazileri çok doğru olacaktır. Eksik tartıp satan bakkalın hakkından geline.

Yoğurtçular:Sütleri gözlene, su katılmış sütten yoğurt yapılmaya ve yoğurda nişasta katılmaya.

Kaymakçılar :Kaymağa nişasta katmayacaklar.

Helvacılar:Helvanın her çeşidinde balın en iyisini kullanacaklar.

Şerbetçiler:Şerbetlerin miski ve gülsuyu ve lezzeti yerinde olacak, karlı buzlu satılacaktır.

Turşucular:Turşularını iyi ve ala sirke ile yapacaklardır, turşuda kepek ekşisi kullanılmayacaktır.

Terziler :Dikişlerini sık dikecek ve esvabı vaat ettikleri günde yetiştireceklerdir. Ziyade iş alıp gününde yetiştirmeyen terziler tazir edilir(falakaya yatırılıp dayak atılır). Bir kimsenin esvabını sakat diken terziye keza dayak atılır.

Abacılar: Abanın sıkını iyisini satarlar

Gömlekçiler:Dikişlerini sağlam dikerler ve adet üzere gömleklerin yenleri bol ola.

Esirciler:Cariyeyi ve köleyi üzerlerindeki esvapla satarlar, esirleri süslü esvapla gösterip satarken o esvapları soyup alamazlar, cariyelere aklık ve kızıllık sürülmeyecektir.

Çuhacılar, Kemahçılari, Atlasçılar, Bürüncükler: Çuhayı kemhayı atlası bürüncüğü tespit edilmiş en ve boyda işleyeceklerdir. Ondan eksik dokunmayacaklardır.

Pabuççular: Sağlam pabuç dikeceklerdir. Bir pabuç kaç akçeye satarlar ise pabucun miadı akçe başına iki gündür, bu tez sökülür ise pabuççuya dayak atılır.

Eskiciler: Yamaları sahtiyandan koyacaklardır. Meşin yama olmaya ve dikiş sık dikileceklerdir.

Mumcular: İyi yağdan mum yapacaklardır. Kokmuş bozuk yağdan mum yapılmayacaktır.

Hamamcılar: Hamamlar çok temiz, suyu mutedil, hamamın içi sıcak olacaktır. Dellakler cüstü çalak (eline ayağına çabuk canlı hareketli) olacak. Usturaları keskin olacak, ziyade hizmet edip muhkem kese sürmeyeler. Tasları kalaylı, peştamalları çok temizce , sağlam ola , natırlar müşteriye pak futalar ve silecek vereler.

Berberler: Üstleri temiz, elleri ayakları temiz, usturaları keskin peşkirleri, makrameleri temiz ola.

Boyacılar: Sabit boya kullanacaklardır. Boyadıkları şeyleri yol üstüne asmayacaklardır.

Debbağlar: Taşradan getirilmiş deriyi ve kurban derilerini işleyemezler. İstanbul salhanelerinde kesilen hayvanların derilerini işlerler. İşledikleri derileri iyi pişirirler.

Keçeciler: Keçeyi çiy pişirmeyeler.

Hallaçlar: Muhkem pamuk atalar, 50 dirhem pamuğu 1 akçeye.

Demirciler ,Kazancılar, Kalaycılar; İşlerini kalp işlemeyeler, işlerinde özür bulunmaya.

Kılıççılar, Bıçakçılar; Frenk demirinden kılıç ve bıçak yapıp Şam demiri diye satmayalar, cinsi cinsine satalar.

Dülgerler, Mimarlar, Duvarcılar: İşlerinin başına gün doğarken gelecekler ve gün batmadan işi bırakmayacaklardır.

Oduncular: Odunun boyu deve yükü olursa 4, katır yükü olursa 6 karış ola ve yük devenin ve katırın taşıyabileceği kararda olacak eksik olmayacak.[3]

 



[1] Mehmet Genç, “ Osmanlı Esnafı ve Devletle İlişkileri”, Ahilik ve Esnaf, İstanbul, 1986, s.122-123.

[2] Kala,s. 174.

[3] Koçu, c.10, s.5322.