27 Şubat 2018 Sayı 117 Sayı 117
Osmanlı Esnafının Çalışma Hayatı

 

Osmanlı esnaf birliklerinde çalışanlar ustalar, kalfalar ve çıraklardan oluşmaktaydı. Bu teşkilatın katı kuralları sistematik işleyişi açısından her şeyin sırayla olması, ehliyet ve liyakatin üst kademelere çıkmak için vazgeçilmez unsur olması önemlidir. Mesleğe giren genç, uzmanlaşmadıkça ve gereken izin verilmedikçe kendi dükkânını açamazdı. Osmanlıda ustalığa yükselme ve dükkân açma merasimleri çeşitli esnaf guruplarında çeşitli periyotlarla yapılmaktaydı. Örneğin bu merasimler 18. yüzyılda ortalama beş-altı yılda bir yapılmakta iken kuyumcularda bu 20 yıla kadar çıkabilmekteydi. İhtiyaçların, bu törenlerin yapılması ve yeni dükkânların açılmasında önemli etken olduğunu belirtmek gerekir. İhtiyaca göre üretim anlayışı, fazla üretimin yapılmaması, tüccar ve esnafın işsiz kalması  kaygısı bu düşüncenin temel nedenini oluşturmaktaydı. [1]

            Esnaf teşkilatı yarı resmi bir kurum olmakla birlikte özerk bir yapıya sahipti. Esnaf arasında doğabilecek nizalar esnaf içerisinde genellikle mahkemeye intikal etmeden çözülmekteydi. Kadı’nın esnaf üzerindeki denetimi üretilen ve piyasaya sürülen bütün malların onun denetiminde olması, devletin üretici ile tüketiciyi aracılar girmeden buluşturmaya çalışması, temelde tüketicinin ürünleri en cazip fiyatla almasını hedeflemekteydi. Bu noktada esnafın hammadde tedarikinde zorluk çekmemesi için bazı esnaflara belli hammaddeler tahsis ediliyordu. Üretimde kalitenin olması, denetimin sağlanabilmesi için üretimin dükkanın dışında yapılmaması isteniyordu. Bu kaliteyi sağlamak adına belirli bir kabiliyete ulaşamayanlar usta yapılmamakta kabiliyetsiz olanlar esnaflıktan çıkarılmaktaydı.[2]

            Narh[3] ile düzenin sağlanmasına yönelik uygulamalar Osmanlı’da bilindiğinin aksine düzenli ve yaygın olarak uygulunmamaktaydı. Özellikle 16. yüzyıldan sonra narh uygulamaları genellikle mal ve para piyasalarındaki darlık, kıtlık ve parasal dalgalanma dönemlerinde hazırlanmaktaydı. Bazı durumlarda otuz yıl narh listeleri hazırlanmadığı bilinmektedir. Bu çerçevede Osmanlı devletinin piyasalara yönelik bu uygulamalarını devamlı değil seçiçi müdahalecilik olarak yorumlamak daha anlamlı olacaktır.[4]

            Osmanlı’da esnafın, ekonomik faaliyetinin yanında sefer dönemlerinde ordunun ihtiyaçlarını karşılama fonksiyonu da vardı. Savaş zamanlarında sefere katılan esnaflara orducu esnafı[5] denmekteydi. Seferde ordunun ihtiyaç duyduğu esnaflar seferlere iştirak ederlerdi. 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasına kadar bütün zanaat ehli ve esnaf, ordu ile birlikte sefere çıkardı. Hicri 1108 tarihli bir fermanda tespit edilmiş orducu esnaf sayısı 86 kişidir. Bu rakam seferdeki çadır sahiplerinin sayısını göstermektedir. Bunların yanında bir çok çırak ve kalfaları da dikkate aldığımızda, bu rakamın üzerinde bir katılımın gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Esnafın zorla sefere götürülmemesi hususu Osmanlı’da üzerinde önemle durulan bir konuydu. Seferden önce beyan için İstanbul Kadılığı’nda bu konuda bir hüccet imzalanırdı.[6]

            Esnaf ayaklanmaları, Osmanlı’da zaman zaman karşılan durumlardı. Bu ayaklanmaların en temel sebebi yükümlülüklerin ağır olması, esnaf geleneklerine uymayan uygulamaların yapılması veyahut kahyalar meclisinde kesinlik kazanan kararların uygulanmaması gibi nedenlere dayanmaktadır. Böyle durumlarda dükkanların kapandığı zamanlar olmuştur. Çıkan bu nizaların çözülememesi durumlarında padişahın müdahale ettiği ve esnaftan yana karar aldığı bilinmektedir.

Ayrıca 18.yy’ dan itibaren artan şehre göç hareketleri köylülerin işportacılık ve esnaflaşması gibi durumları esnaf üzerinde önemli bir baskı unsuru oluşturmuştur. Esnafın arasına yenilerini alma noktasındaki direnci, bu noktada sürtüşmelere neden olmuştur. Yine toplumun değişen tüketim alışkanlıkları, Osmanlı esnaf üretim anlayışına uygun üretim yapan esnaf üzerinde olumsuz etki eden bir diğer konudur.[7]

            Osmanlı’da 19. yüzyılda şirketleşme ve sanayileşme teşebbüslerinin esnaf aracılığı ile yürütülmeye çalışıldığı görülmektedir. Bu anlamda bu dönemde bazı değişlikler yapılmıştır. Bunlara gediklerin  genişletilmesi, 1879’da İstanbul Ticaret Odası açılması gibi örnekler verilebilir. Devlet, batıda olduğunun aksine sanayileşmeyi esnaf aracılığı ile gerçekleştirmeye çalışmıştır. Bu sebeple  her ne kadar esnaf birlikleri anlamında bir teşkilatlanma söz konusu değilse de Osmanlı esnafının batıdaki örneklerinin aksine günümüze değin devam ettiğini görmek mümkündür.

 



[1] Tabakoğlu, s. 293.

[2] age, s. 295.

[3] Osmanlıda fiyat denetimi için Bkz. Ahmet Tabakoğlu, “ Osmanlı Ekonomisinde Fiyat Denetimi”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, Cilt. 43, No. 1-4, 1984-1985, ss.111-150.

[4] Şevket Pamuk, Osmanlı Ekonomisi ve Kurumları, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007, s.10.

[5]  Bu konu hakkında Bkz. Aktepe, Münir "Ahmed III. Devrinde Şark Seferine İştirak Eden Ordu Esnafı Hakkında Vesikalar, " Tarih Dergisi, Cilt 7, No. 10, ss. 17-30.

[6] Koçu, c.10, s.5326.

[7] Tabakoğlu, s. 298.