9 Ocak 2017 Sayı 116
Ümmet-i İslamiyenin Hz. Muhammed (as)’dan Din-i İslamı ve Ahkâm-ı Şer’îyi Keyfiyet-i Telakkîsi

 

İskilipli Muhammed Atıf

İstanbul, 1339 Rebi’ul-ahir, Mahfil.

 

Ümmet-i İslamiye, peygamber efendimiz Hz. Muhammed (as)’dan Din-i İslam ve şer’i-i şerifi iki tarz üzere ahz ve telakki etmişlerdir.

Birinci tarz: Delail-i şer’iyenin zevahir ve sarahatından, ikincisi de delaletinden ahz ve telakki edilmek suretiyle vaki olmuştur.

Esasen Din-i İslam ve şer’i-i şerif, Peygamber Efendimizden ya mütevatir veya gayrı mütevatir olarak nakl olunmak suretiyle ümmet-i Muhammed’e vasıl olmuştur.

Mütevatir olarak naklolunan esasat-ı İslamiye de ya lafzen veya manen mütevatir olarak nakloluna gelmiştir. Kur’an-ı Azimmüşşan ile bir nebze ehadis-ı şerife, lafzan mütevatir olarak ümmet-i Muhammed’e vasıl olan yegane usul-i İslamiyedir, Cenabı Allah’ın vahdaniyeti, melaikenin mevcudiyeti ve Kur’an’ın, peygamberin, ba’su ba’del mevtin hakkiyeti gibi usul-i İslamiye ile taharet, salat, zekat, savm, hac, bey’, nikah ve gazavata ait ahkamı şer’iyeden İslami fırkalar arasında ihtilaf olunmayan pek çok ahkam da manen mütevatir olarak ümmeti Muhammed’e vasıl olan erkan ve ahkamı İslamiyedir.

Gayr-ı mütevatir olarak ümmeti Muhammed’e vasıl olan usul-i İslamiye bervechi ati üç dereceye inkısam etmiştir.

1. Sahabe-i kiramdan la-ekal üç ve daha ziyade zevatın Hz. Peygamberden rivayet eylediği malum olan ehadisi şerifedir. Ehadisin çoğu bu kabilden olduğu gibi ahkamı fıkhiyenin çoğu da bu kısım ehadisi şerife üzerine bina kılınmıştır.

2. Huffaz ve küberayı muhaddisin tarafından sahih veya hasen olduğuna hükmolunan ehadisi şerifedir.

Ehadis-i Peygamberiden bu iki kısmı beynelümme makbul ve muteber olduğundan mucebiyle amel olunmak vaciptir.

3. Küberayı muhaddisin ile huffazdan bazılarının kabul ve bazılarının reddettiği ahbardır. Bu kısım haberlerden şevahide müstenit veya küberayı ehli ilimden ekserisinin kavline muvafık veya aklıselim ve sarihe mutabık olanlar ile amel olunmak vacip olur.

Peygamber (as)’dan şer’i şerifi tarz-ı telakkinin ikincisi de delaleten olur ki bu da sahabe-i kiramdan kudret-i istinbatiyeye malik olanlar Resuli Ekrem efendimizin kavl veya fiilinden ahkamı şer’iye istinbat etmekle vukua gelir. Filhakika müşarunileyhim hazeratı, beyan olunan tarz ile istinbat-ı ahkam eyledikten sonra (falan şey vacip, falan caiz ve falan haramdır) diye sair efrad-ı ümmete bildirirlerdi. Tabiin-i kiramda sahabe-i izamın beyan eyledikleri tarz üzere ahkam-ı şer’iyeyi telakki ederlerdi. Tebeüttabiin devrinde ise küberayı ümmet tarafından müteselsilen nakloluna gelen sahabe-i kiramın fetava ve kazayaları tedvin edilerek emr-i din tahkim olunurdu.

Kur’an-ı Kerim ile akval ve ef’al-i Peygamberden istinbat-ı ahkam eyleyen sahabei kiramdan ekabir-i müçtehidin Ömer, Ali, İbn Mesud, İbn Abbas (ra) hazaratıdır. Hz. Ömer tahaddüs eyleyen vekayi’ ve umur hakkında küberayı ümmetle müşavere ve hakikat-i hal inkişaf edinceye kadar bu bapta arız ve amik bahs ve münazara ediyordu. Onun içindir ki müşarünileyh hazretlerinin ekser kazaya ve fetavası şark ve garpta bütün ümmet-i İslamiye meyanında vacibülittiba olmuştur.

Müçtehidin-i erbaa müşarünileyhimden başka sahabe-i kiram hazeratından istinbat-ı ahkam eyleyen -daha pek çok zevat-ı kiram var idi ise de o birilerinin derecesine vasıl olamazlardı, ve hatta delaile tekabül ve ahbar ile tearuz eylediği takdirde onların kavilleri nadiren muteber tutulurdu.

İbn Ömer, Aişe, Zeyd b. Sabit (ra) hazeratı ikinci derecedeki müçtehidini kiramındır.

İstinbat-ı ahkam eyleyen ekabiri tabiine gelince: Medine’de İbn Müseyyeb, Mekke’de Ata b. Ebi Rebah, Kufe’de İbrahim, Şüreyh, Şa’bi, Basra’da Hasan Basri (ra) hazeratıdır.

Müşarünileyhim hazeratı sahabe-i kiramın beyan buyurdukları tarz üzere ahkam-ı şeriyeyi zabt ve hıfz eyledikten başka Kur’an-ı Kerim ile akval ve ef’al-i peygamberiden fiilen istinbatı ahkam ederlerdi. İşte beyan olunan tarikler ile ümmeti Muhammed, ahkam-ı şeriyeyi Hz. peygamberden telakki etmişlerdir. Şu kadar ki mezkur tariklerden biri diğerinden muğni olmadığı için her iki tarikin tetabuk ve tevafuk eylediği ve cümle-i ilim ile cumhur-i ravinin icma ve ittifak ettiği şeyleri ahz ve telakki etmek ümmet-i İslamiyenin Ahsen-i şeairindendir.