9 Ocak 2017 Sayı 116
Cinnet ve Coşku; Zalim ve Mazlum

 

Dudağımdan dökülmeye başladı yine sözcükler

Fabrikaların yakıcı sıcağında

bir güzel kızın alnından damlayan namuslu terler gibi.

Kalbim atmaya başladı yine güm güm

Faşist orduların hain ocağında

patlayan zalimane ve şuursuz toplar gibi

Güneşi tutmak istiyorum kardeşim

Ve martılar gibi çığlık atmak

Bir dalga olmak istiyorum

çekiçlerin bile kıramadığı kayalara şekil veren

Neden?

Bilmiyorum ya da bilemiyorm

yoksa bilmek mi istemiyorum?

Nedir inançlarım mı beni bağırtan?

Hırslarımıdır yoksa beni coşturan?

Hırs ve inanç

Cinnet ve coşku

Ne fark var aralarında?

Ne fark var ki;

senin ve benim gibi bir devrimcinin

senfonisi oluyor hepsi

sessizliğin senfonisi

gürültünün ahengi

bir düzenin müzikalitesi

bir devrimcinin ölüm çanlarıdır hepsi...

Evet bu sefer ölüm

Zalime değil mazluma olmalı

Lanet mazluma yağmalı artık

Yakası açılmayan küfürler

tedavülden kalkmış beddualar mazluma

hep mazluma gönderilmeli

yüzüne tükürülen sahtekar mazlum olmalı

silahımızda ki son kurşun mazluma sıkılmalı

Neden?

Neden mi?

Çünkü zalime boyun eğen, kardeşim

Zalim değilse inan kırılsın paramparça olsun dişlerim

Zulmü seven zalimse eğer

Ona bu fırsatı veren mazluma ne der

Yaratan ???

Ve sen

Sen

Artık ismini hatırla

adalet koruyucusu Adil de kendine

ve yepyeni bir düzeni tanımla

güneşi, yıldızları, ayı ve dağları da al yanına