9 Ocak 2017 Sayı 116
İnsanın Temel Özellikleri

İnsanlık ilk insandan günümüze gelişerek devam eden bir değişim içerisindedir. Üretim kalıpları açısından bakıldığında insan modern dünyada geldiği nokta itibariyle diğer canlılardan farklılıklar göstermektedir. Örneğin arılar birlikte üretip ayrı ayrı tüketirler. Buna karşılık ağaçlar ayrı ayrı üretip ayrı ayrı tüketirler. İnsanlar yaşayabilmek için ihtiyaçları olan ürünleri ve maddeleri tek başlarına üretmez kendi ihtiyaçlarını tek başlarına karşılayamazlar. Tarım toplumunda insanlar ihtiyaçlarının büyük kısmını üretip geri kalan kısmını da dışarıdan karşılamakta iken günümüz üretiminde kimse ürettiğini tüketmemekte ihtiyaçlarının tamamını dışarıdan karşılamaktadır. Yani insan birlikte üretip ayrı ayrı tüketirken aynı zamanda ürettiklerini tüketmemektedir.  Sosyal evrim neticesinde insanlık gelişmekte ve bin yılda bir yeni medeniyetler oluşmaktadır. Tarım döneminden sanayi dönemine geçilmesi ve günümüz batı medeniyetinin oluşması da böyle olmuştur. Yeni medeniyet, eski ve yeninin sentezinden meydana gelir ve bunu bir kavim yapar. Yeni bin yılın medeniyeti yukarıda izah ettiğimiz üretim kalıplarına çözüm getirecektir. Üretimde işçilikten üretimde ortaklığa geçilecek ve bununla birlikte gelecek birçok sorunun çözülmesi gerekecektir. Bu sorunlardan biride ücret sorunudur.

İnsanlar arasında bir ortak üretim olacak ve bu ortak üretime katkıları nispetinde de serbest pazarlıkla pay alacaklardır. Ancak pazarlığın yapılabilmesi için birim fiyatın tespit edilmesi gereklidir. Birim fiyatın tespiti için alınmış bütün ücretler sıralanır. Sıralanan bütün ücretlerin orta değer diye tanımladığımız değeri o saat için birim fiyatı gösterir.  Orta değer ortalama değer ile karıştırılmamalıdır. Ortalama dediğinizde bütün ücretler toplanır ve kişi sayısına bölünür. Orta değer ise bütün ücretler sıralanır sıra derecesi itibari ile listenin ortasında bulunan ücret temel alınarak birim fiyat tespit edilir. Ortalama değerin tercih edilmemesi yüksek ya da düşük ücrete sahip olanlar ortalamayı yukarıya ya da aşağıya fazla hareket ettirebilirler.

Sosyal evrim insanları geliştirmiş ve dünyanın imar edilmesini sağlamıştır.  Sosyal evrimin bir neticesi olarak insanlık iç içe yaşayan topluklar olarak şekillenmiştir. Arılar kovanlarda yaşarlar, her bir kovanın bir ana kraliçesi vardır ve o, kovanın lideri konumundadır. Ancak birçok kovanın bulunduğu bir yer düşünüldüğünde kovanlar üstü bir oluşum meydana gelmemektedir.  İnsanların buna karşılık iç içe organize olabilen yapıları vardır. Köy, kasaba, şehir, ülke kavramları bunun bir göstergesidir.

İnsan toplumun yapı taşıdır. Bir duvar içerisinde bir tuğla ne ifade ediyorsa insan da toplum için onu ifade etmektedir. Ancak bu bütünün yanında insan kendi şahsiyetiyle de vardır ve kendi iradesi ile hareket eder. İşte bu irade piyasa kavramını oluşturan temel etkendir. İnsanın serbestçe karar alması piyasanın oluşması için ön şarttır diyebiliriz. Serbestlik vardır, kimsenin kimseye emretmesi söz konusu değildir. Bu serbestlik liberalliği, özgürlüğü sağalar. Bunun yanında topluluğun sağlanabilmesi için kurallar konulmuştur ve insanlar bu kurallara uyar. Bu da toplumu ayakta tutar. Anlaşmazlıklar hakemler aracılığı ile çözülür. Batıda bunun aksine hâkimlik ataması vardır.  Adil düzende birlik topluluk sözleşmesi ile serbest olarak oluşur.

Canlılar bir yarış içerisindedir. Bu yarış insanlıkta savaş ya da barış ile meydana gelmektedir. Ancak olması gereken barışta yarışmaktır. Barış içinde yarışmak; ilimde, dinde, ekonomide ve siyasette yapılmalıdır. “Hayırda yarışınız” dan anladığımız budur. Bu yarış insanlığı geliştirmeye devam edecektir.