9 Ocak 2017 Sayı 116
Seydişehrî; Hukuk-i Düveli Umûmiye'nin Esası Hakkındadır

Not; Bu metin Mahmud Es'ad Seydişehrî'nin  Hukuk-i Düvel - MEDHAL (Devletler Hukukuna Giriş) adlı eserinin Birinci Mebhasıdır. Abdülkadir ALTINHAN tarafından transkript edilmiştir. 

Hukuk-i Düvel MEDHAL

Dersaadet Matbaa-i Osmaniye 1324-1326

 

 

                                               Hukuk-i Düvel-i Umûmiye’nin Esası Hakkındadır

5. Hukuk-i Düvelin(Devletler Arası Hukukun) esası/fondément mes’elesi hakkında ale’l husus İtalya ve Almanya’da tedkikât-ı amîka edilmiştir. Lakin bu babda ki ârâ mütefâvit(?) olup müelliflerden çoğu hukuk-i düvelin esası ile âtiyen mevzu’ bahis edilecek menâbiî tefrik edememiştir.

Hukuk-i düvel-i umumiye ale’l umum hukukun bir şubesi olduğundan onun en mühim ve en amik cüzûr  ve usulünü tabiat-ı beşeriye de taharri etmek lazım gelir. Yoksa bazı müelliflerin yaptığı gibi kavaid-i nasraniyette veya kavmiyet (nasyonalite) kaide-i mefruzasında veya mevâzine-i siyasi-i düvel mesleğinde taharri edilemez.

Tabiat-ı beşeriye taharri edildiğinde hukuk-i düvele esas olmak üzere iki türlü hissiyat ve ihtiyacat bulunur ki niri insanın meden’it-tab’ olması diğeri kabil-i tekemmül bulunmasıdır.

İşte hukuk-i düvelin bu esaslardan tevellüdünü mucib bir sebep aslı ile bir takım esbâb-ı sâneviyye vardır; sebeb-i aslîsi düvel-i muntazama beyninde ki cemiyet-i düveliye, esbab sâneviyesi de vakayi’ azîme-i tarihiyye ile medeniyetin tedricen tavsîidir.

6. Evvelen  medeniyyu’t-tab’ olmak/sociabilité. – medeniyya’t-tab’ olmaktan maksat müctemian yaşamak hissîdir ki insanı tedricen ve bi’zzarure bir aile teşkiline, ba’dehu bir aile-i ibtidâîyeden mütevellit şubattan mürekkeb bir aşiret (tribu) veya kabile (clan) teşkiline, bundan sonra da kabâil-i ibtdaiyenin bir hükümet-i müştereke idaresinde içtimaından mütehassıl bir devlet teşkiline sevk etmiştir.

7. saniyen kabiliyet tekemmül (perfebtibilite /beynel akvâm merbutiyyet iktisadiye de ve zekaiyede) . – İnsanda bir kabiliyet-i tekemmül hissi vardır ki onun teşvikiyle daima saadetini taharri eder ve refahını tevsi’ arzusunda bulunur ve fakat ihtiyacatının külli yevm kesb şiddet ettiğini görmekle onları teskin için vesâit-i cedideye müracaat eder. Her keşf cedid, her yeni usul dahi – nâ kâbil içtinab olan kanun nu’kâs (loi de repercussion) îcabınca yeniden bir takım ihtiyâcât tevlîd eder.

Diğer taraftan işbu ihtiyâcâtı def’ için elzem mevâhib tabiiyye sath-ı arzın her tarafına suret mütesâviye de tevzi’ olunmuş değildir. Hâsılat-ı arziye mıntıka, ekallim, teşkilât-ı coğrafya gibi ahvali ile tehallüf eder.

Bu sebebden düvel-i muhtelifeye tabi’^olan efrâd rûz-i efzûn olan işbu ihtiyâcâtı teskin için beynlerinde/aralarında mübadelât icrasına münasebat-ı ticariye te’sisine bi’zzarure mecbur olmuşlardır.şu ihtilât-ı ibtidaî emirde mahsul tesadüf iken murûr-i eyyâm ile tedricen daimî ve muntazam bir ticaret haline gelmiştir.

Bu yolda husule gelen münasebetten akvâm-ı muhtelife beyninde ticaret ve iktisat husûsen tince yekdiğere karşı bir merbut(dépendance, réciproque)  tevellüd etmiş  tevzi’i sa’yi kanuninin tesiriyle işbu merbutiyyet mütekabile gittikçe tez^yid edilmiştir.

Fransa vükelâ-yı meşhuresinden Sully Kral IV. Henry’ye takdim ettiği bir layiha da bu hakikati şerh ve izah ediyor;

“İngiltere’nin 19. Karnda ki/Asırda ki hali buna şahiddir. Etrafını muhit olan denizlerle ümem-i saire den tefrik olunmuş iken hal(…) tecerrüdde kalamamıştır. Kalmış olsaydı mahû(?) olması tabiî idi. Ahalisine lazım gelen mevâdd-ı gazaiyeyi tedarik idi. Bilmek(n), madenlerinde husûle gelen demir ve kömürden istifade eylemek, fabrikalarında işlenecek mevâdd-ı ibtidâiyyeyi elde etmek, dâr-us’sanaatların da husule gelen ma’mulatı sevk ve ihraç eylemek için Amerika mem’alik-i müttahidesine, Rusya’ya, Hindistan’a, ve’l hâsıl bütün aleme muhtaç olmuştur.

Akvâm-ı muhtelife beyninde ki merbûtiyyet umûr-i iktisadiye ye münhasır kalmayıp umur-i zekâiye ye dahi taammüm etmiştir. Her biri diğerlerinin keşfiyât-ı ilmiye, terakkiyât-ı edebiye ve fenniye    ve terbiye-i akliyesinden istifade etmektedir. Friedrich Domartans’ın dediği gibi : bir kavm-i tarik (……..) ne derece ileri giderse ümem-i sairenin muavenetine o kadar ziyade ihtiyaç hisseyler(hisseder).