9 Ocak 2017 Sayı 116
Seydişehrî; Hukuk-i Düveli Umûmiyenin Esası Hakkındadır -II-

 

 

Not; Bu metin Mahmud Es'ad Seydişehrî'nin  Hukuk-i Düvel - MEDHAL (Devletler Hukukuna Giriş) adlı eserinin Birinci Mebhasıdır. Abdülkadir ALTINHAN tarafından transkript edilmiştir. 

Hukuk-i Düvel MEDHAL

Dersaadet Matbaa-i Osmaniye 1324-1326

 

Hukuk-i Düveli Umûmiyenin Esası Hakkındadır -II-

8- Saniyen cemiyet-i düveliyenin /communauté international – müçtemian yaşamak yalnız efrâdı için değil belki devletler için dahi bir kanun tabiî ve zarurîdir. Binaenaleyh medeni’ttab’ olmak hassası onlarda bir cemiyet-i düveliye tesisine icbar eylemiştir. Her devlet ibtidai teşkilinde ve ilk devre-i hayatiyesin de hal-i tecritte yaşar; lakin çok vakit bu halde devam edemez. Şöyle ki her devlet münferiden nazar-ı itibara alındığı surette hududu dahilinde ki menâbi’ ile hayat-ı beşerîyenin  âmal ve ihtiyâcat-ı muhtelifesini istifa kabil olamayacağına insanlar beyninde gittikçe kanaat hasıl olur. Ve bu fikri umuma sirayet eder. Devletler gerek kendilerinin ve gerek teb’alarının terakkiyatı maksadıyla yekdiğeriyle münasebete girişmeğe kendilerinde bulunmayan menabi’in memalik-i sairede mevcut olup olmadığını taharriye ve makasıd-ı meşrualarını istifa için ekvâm-ı saireye arz-ı muavenete mecburiyet görülür. Vazâif-i asliyelerinin îfâsı hususunda yek diğere merbut bulunurlar. Yek diğere karşı merbutiyetlerinin derecesi medeniyet-i malumatlarının derecesiyle mütenasip olur.  Bir kavmin ihtiyacı ne kadar mütenevvi’(çeşitli) ve müştedd (şiddetli,acil) olursa münasip düveliyeye girişmesi o derece zaruri olur.  (Martinus)

 

Düvel-i muasaradan her biri yekdiğer devletlerle münasebete girişmek tamamen kendi iradelerinin fevkinde bir hüküm zaruret olduğunu tasdik ederler. Bir tecerrüd-i daimî ve mutlak halinde kalamayacaklarını bilirler.

İşte şu münasebât-ı düveliye zaruretinden muntazam bir salahpirûrâne bir hayat-ı düveliye(Vie international/uluslararası hayat) zarureti tevellüd eder.

Şu hayat-ı merbutiyet rûz efzûn-i güzel bir kanun-i insaniyet olup sulh-i umumiyenin müşevvak(?) a’zamîdir, devletler beyninde münasebât-ı muntazama ve mu’tada tesisine sevk eder. İhtilâfat ve muharebâttan ictinâb etmekte devletlerden her birinin menfaatı olduğunu irade(?) eyler. Galadustûn “ bir memleketten diğerine giden sefâin nisacın(?) mekiklerine müşabeh olup beyne’l ümem revabıt dostane ve itilafkârane nesc ederler” diyor.