27 Şubat 2018 Sayı 117 Sayı 117
Adil Düzende Mimari -III-

Yüz Dairelik

1-Genel Hizmet Sitesi

2-İnşaat Sitesi

3-Tarım Sitesi

4-Sanayi Sitesi

5-Ticaret Sitesi

 

6- Bin Dil Sitesi

7- Araştırma Sitesi

8- Hastane Sitesi

9- Ekmek Sitesi

10- Meclis Sitesi

Genel Hizmet Sitesi:

Yirmi beş genel hizmet vardır. Her apartman altı genel hizmete ayrılacaktır. Her hizmetin yaklaşık 10 hizmetlisi vardır. Demek sayıları 250 civarındadır. Bir apartman yüz haneden ibarettir. Demek ki herkes genel hizmet yapmış olacaktır. Semtte oturanlar genel hizmeti ikinci iş olarak yaparlar. Esas işleri vardır. Bu üretimdir. Bodrum katlarında üretim yaparlar. Ayrıca işletmenin genel hizmetini de yaparlar. Elektrikçiler orada çalışmaktadır. Diyelim ki dokuma yapmaktadırlar. Ama apartmanın iş yerinde bir elektrik arıza olursa bakım genel hizmetinden oraya gidip onu gidertir. Belli yerlerin elektrik sorumluluğunu aldığı için, oranın cirosundan bakım payı alırlar. Kendisi gelmediği zaman diğer elektrikçiler ona vekalet ederler ve günün payını onlar alırlar.

İlçede ise genel hizmet apartmanları vardır. Bunların sayısı 3 tür. Harekatta ilçenin genel hizmet sorumluları bulunur. Bir kat doktorların lojmanı olur. BU lojmanların alt katları poliklinik olur. Hastalar burada muayene edilir. Yazıhaneler de revir olarak kullanılabilir.

Genel hizmet uygulaması semtlerde yanı taşra apartmanlarında yapılır. Teşhis burada konur. Reçeteler burada verilir. Diğer bütün genel hizmetlilere birer kat ayrılmıştır. Fazla katlar vardır. Sığmazlarsa o katlarda iskan edilirler. Aynı apartmanın böyle yerdeki katı olur. Onlar o katta otururlar. Ama merkezleri bir katta olur.

Asıl genel hizmet sitesi bucak merkezinde bulunur. Her genel hizmet için 25 apartman yapılır. Her apartman bir genel hizmet merkezi olur. Bunların alt katları yetmiyorsa, bunların bahçe deki üç katlı yapılar dört kata çıkarılır. Zemin katın tamamı kapalı alan hale getirilir. O da yetmiyorsa, beş bin metre kare daha fazlasına çıkarılır. Bu genel hizmetler bucağı olur. Her bölgede böyle genel hizmetler bucağı oluşmuş olur. On apartman yerine de 25 apartman olmuş olur.

Kıta merkezlerinde her ihtisas için bir apartman bulunur. Örnek olarak hukuk ona yakın ihtisasa ayrılır ve her ihtisas için bir apartman oluşur. Otoriteler burada otururlar. Hukuk ilminde yani hakemlikte 10 ihtisas bulunabilir. 1) Anayasa, 2) Medeni, 3) Borçlar, 4) Ticaret, 5) Cemiyetler, 6) İdari, 7) Askeri, 8) Ceza, 9) Hukuk muhakemeleri, 10) Ceza muhakeme usulleri.

Bunların alt katlarında bu konularla ilgili araştırma yerleri olur ve buralarda bunların yakınları istihdam edilir.

10 kişi civarında çalışanı olan işletmeler küçük işletmelerdir. Bunlar bucaklarda bulunur. Bunlar vergilerini bucak bütçesine öderler. Semtlerde yani her apartmanda birer hizmet temsilcisi bulunur. Bunlar ilçede bulunan hizmet sorumlularına bağlıdırlar. Buna mukabil ilçede hizmet sorumluları vardır. Hizmetten asıl sorumluları bunlardır. Bunlar demokratik yoldan gelirler.

a) Bunların hizmetleri ile ilgili yüksek öğrenimini yapmış diploma almış olmak şarttır. Bunlar dayanışma ortaklılar tarafından güvence vererek ilçelere göndermektedirler. İlçe halkı bunlardan istediğini kendisine hizmetli olarak seçer. Eğer % 5’i onu kendisine hizmetli yapmışsa o o ilçede genel hizmet yapabilir. Yoksa yapamaz.

Her genel hizmet sorumlusu kendisine bölgedeki mütehassislerden on kadarını kendisine danışman yapar. İlçedeki hizmet sorumlusu sorunu çözmeyince mütehassisler ilçeye davet edilir, ilçede çözülür. İlçede çözülemiyorsa bölge merkezine götürülür orada çözülür. İşte bu genel hizmet binaları yapılır ve her biri ayrı ayrı planlanması gerekmektedir.

Genel hizmetliler işletmelere genel hizmet verir, oradan aldıkları hizmet paylarının yarısını kendileri aralarında katkıları nispetinde bölüşürler. Yarısını il, bucak veya devlet merkezinde birleştirip halka hizmet verenlere bölüştürürler.

Orta işletmeler ilçelerde, büyük işletmeler bölgelerde süper işletmeleri insanlıkta bulunur. İlçelerdeki işletmeler hizmet sorumlular, bölgelerdeki işletmeler hizmet danışmanları hizmet verir. Onlara bağlı alt hizmetlileri gelirleri paylaşırlar.

Serbest rekabetin sağlanamadığı yerde rekabet sorumlulukla sağlanır. Bu şu demektir. Hatayı tedavi ettiklerinden ücret almazlar, hastanın sağlığını korudukları için ücret alır. Tamirciler tamir ettikleri için ücret alamazlar, araba bozulmadan seyredebildiği için ücret alırlar.

Genel hizmetlerin çalışma şekilleri tamamen farklı bulunmaktadır. Onların genel hizmetleri de o derece farklıdır. Genel hizmetin başında muhasebe gelmektedir. Her genel hizmet için ayrı bölüşme şekillerine dayalı olarak çalışma yapılacaktır. Temel kural şudur. Hizmet verenin çıkarı ile hizmet alanın çıkar paralel olmalıdır. Menfaat çatışması olmaması gerekir. İyi hizmet verenlerin hizmetleri değerlendirilmelidir.

İNŞAAT SİTESİ:

Bir aile beş kişilik kabul edilirse, karı koca çalışmakta, diğerleri bugün çalışmamaktadır. Küçüktür, okumaktadır. Emeklidir. Bu yanlış bir ekonomidir. İslam düzeninde yalnız 15 ile 65 arasında olan erkekler çalışma durumundadır. Bunlar çalışır ve üretim yaparlar. Kadınların ise ev işleri vardır. Çocukları büyütme vardır. Bugün kadınlar ya çalışmamaktadır. Ya da onun yerine erkek çalışmamaktadır. Adil düzende, Erkekler çalışır. Kadınlar isterlerse çalışırlar. Çalışmak zorunda değildirler. Ev işleri ile yetinirler. Erkeklere çocuk doğurmadığı süt veremediği için ev işleri erkeklere verilmemektedir. Kolektif sorumluluk olmadığı için de zorunlu ortaklık yoktur. Kadın ev işleri ile yükümlüdür. Erkek de eve nafaka temin etmekle yükümlüdür.

İnsan günde 10 saat çalışabilir. İnsanın yaşamsı için beş kişilik ailede tam gün çalışması gerekmez. Genellikle bir saat çalışması beş kişilik aileyi bir gün geçindirmektedir. Günün bir kısmı boş kalmaktadır. Zaman artmaktadır. Kadınlar için de durum böyledir. Günün tümünü ev işlerinde harcamazlar artırdıkları zamanları olmaktadır. Ne var ki kadınlar, duruma göre saatlerini artırabilirler. Şu saatte şunun bu saatte bunu yapayım diyemezler. Ayrıca okuyanlar da hem çalışır hem okuyabilirler. Yaşlılar, sakatlar da iş yapabilirler. Bunlar için uygun iş olmalıdır. Bunlar için serbest iş olmalıdır. Yani istedikleri saatte gelip çalışabilmeli, istediği saatte gidip işlerini yapabilmelidirler. Yüz dairelik apartmandaki işyeri böyle iş yeri olacaktır. Bunların çalışmaları artmış olacaktır. Çünkü bunlar aile giderlerine katılmayacaklardır.

Bir taraftan, çalışan erkeklerin artık saatleri, diğer taraftan kadınların, yaşlıların ve çocukların çalıştıkları zamanlar artık emektir. Bu emek yıllık giderler için harcanmaz. İşte bu emeğe iş bulmak, bu emeği harcamak için bir iş bulmak gerekir. Bu da yatırımdır. İnşaattır. İmardır. İmar sayesinde yeryüzü daha çok insan yaşatacak hal almaktadır. Gelecekte gezegenlerde de yaşama imkanının bulacağız.

Herkes inşaatçılık yapmaz. Meslek ihtisası vardır. Diğerleri yıllık ihtiyaçları teminde çalışırlar. İnşaatçılar inşaat yaparlar. Yani insanlar saatlerini bölüp günün bir kısmını inşaatta bir kısmını tarımda harcamazlar. İnşaatçılar inşaat yapılarını diğerleriyle paylaşırlar, diğerleri de imalat yapar yapıcılarla paylaşırlar.

Ne var ki bu inşaata ayrılan emek zaman zaman değişmektedir. O yıl havalar iyi gider de tarımda daha az iş olur. Tarım emeği, sanayiye kayar. Bu sefer sanayi emeği artmış olur, artan emek inşaata kayar. Havalar bozuk gider kurak olur, daha çok insanın tarımda çalışma zorunluluğu doğar, sanayi üretimi durur. Onu kapatmak için inşaat işçisi sanayiye kayar. Böylece inşaat sektörü artık emekle iş yapma durumunda olur.

İşte yüz dairelik apartmanlar burada da imdada yetişir. İnşat apartmanların altında sanayi işyerleri vardır. İnşaata gitmeyen, kadın, çocuk, sakat, yaşlı burada isterse çalışabildiği gibi eğer ihtiyaç varsa, inşaat işçisi de burada sanayi işini yapmaya başlar. Böylece tarım sitelerindeki emeğin yaptığı işi bunlar yapmaya başlar. Çünkü kriz zamanlarında sanayi mallarının fiyatları taşınmazlardan daha karlı durumdadır. En karlı ise tarımdır.

Refah zamanlarında ise tarım işçiliği düşer. Sanayi da düşer en karlı durumda inşaat olur. Bu sefer bu inşaat apartmanlarındaki erkekler apartmanda çalışmaz inşaata gidip orada çalışırlar. İnşaat işi ekip işidir. Bir birine uyumlu dengeli bir ekip en kısa zamanda inşaatı bitirir. Uyumlu çalışmayan işçiler ise işi bir türlü bitiremez. Birinin bir iş yapması için diğerinin işi bitirmesini bekler. Birinin yaptığını bozar, belediye sokaklarına dönüşür. Bugün asfaltçı asfalt yapar ertesi gün telefoncu onu kırar.

Böyle uyumlu bir ekip oluşması için bunların bir arada oturmaları, işverenin işi olmadığı zaman da başkasının işine gitmemeleri gerekir. O da yüz dairelik apartmanın bodrum katındaki iş bunlara imkan sağlar.

Yüz dairelik apartmanın başka yararı burada oturanlar inşaatta çalışan ekiptir. Ekipten ayrılan oturduğu daireyi de terk etmek zorundadır. Dolayısıyla işveren yeni elemanın bulduğu zaman evini de bulmuş olur. Ayrılan işçi gittiği yerde evini hazır bulur. O halde müteahhit olmak demek, ekip oluşturma demektir. Ekip oluşturabilmek için de yüz dairelik apartmana sahip olmak demektir. Kooperatif inşa ettiği apartmanı kendisi kiraya vermez. Bir inşaat müteahhidine kiralar. İnşaat müteahhidi yüz inşaatçı bulursa burasını bodrumdaki işten pay ile burasını kiralamış olur.

 

 Tarım Sitesi

İnsanlık tarımla geçinmektedir. Tarım  güneşten gelen enerji ile yapılmaktadır. Bitkiler güneşten gelen enerjiyi kimyasal bir enerjiye çevirir depolarlar. Hayvanlar ve insanlar onları yiyerek yaşarlar. Teknik ne kadar ileri giderse gitsin insanlar tarımdan vazgeçemezler. Ana sektör tarımdır. İhtiyacımızı tarımdan karşılarız. Artan zamanımız olursa sanayiye yöneltiriz. Ondan artanı da inşaata yöneltiriz.

Gıdamızı tarımdan elde ediyoruz, giyimimizi tarımdan elde ediyoruz, enerjimizi tarımdan elde ediyoruz. Kullandığımız kömür, gaz ve petrol tarım ürünleridir.  Atom enerjisi hem sınırlıdır hem de sağlıklı değildir.

Tarımın başka özelliği tarımın ayağına gitmemiz gerekmektedir. O bizim ayağımıza gelmez. Bu da tarımda hayat pahaldır. İlkeldir. Halk tarımı bırakıp kentlere kaçmaktadır. Tarım alanları boşalmaktadır. Tarlalar kıraç hale gelmektedir. Gittikçe tarım ürünleri pahalılaşmakta ve insanlık açlık tehlikesi ile karşı karşıya gelmektedir. Bu gün çevre kirliliği kadar tarım alanlarının boşalması da tufan seviyesinde tehlike oluşturmaktadır.

Köyde yaşayan halkımıza köylerde refah temin etmeliyiz. Hem gelirini fazla yapmalıyız hem de orada oturdukları meskenleri konfor haline getirmeliyiz. Yüz dairelik apartman burada da çözüme koşmaktadır. Apartman’ın içi sinekten, böcekten yılandan çıyandan korunmaktadır. Yağmur ve fırtına içeri girmemektedir. Tarımda çalıştığı zamanlarda insanlar burada kentte yaşıyormuş gibi rahat yaşamaktadırlar. Ayrıca buranın oksijenli bol havayı teneffüs etmektedirler.

Tarım ürünlerinin ham olarak sitenin iş yerlerine almakta sonra sağlıklı halde işleyerek piyasaya göndererek şekil vermektedirler. Ayrı ayrı ailelerin kendi imkânları ile sağlayamadıkları teknolojiye birlikte orda sahip olmaktadırlar.

Tarım kentlerinde çalışanlar tarımdan artan zamanlarını boş olarak harcamamakta bu sefer apartmanın altındaki iş yerlerinde sanayi üretimi yapmaktadırlar. Böylece tarım ürünlerini bu gelirle sübvanse ederek tarım ürünlerinin ucuzlamasını sağlamaktadırlar. Tarımda çalışamayan kadın, yaşlı, çocuk ve sakatlara da burada iş verme imkânı doğmaktadır.

Köyleri yaşanır hale getirmek için köylerden kentlere sürekli servis olmalıdır. Bu araçlara binmek yük taşıtmak bedelsiz olmalıdır. Ulaşım genel hizmettendir. Herksin seyahat etme hakkı vardır. Ulaşımın yarısı ücretsizdir. Diğer yarısı ise iki misli bedelle yapılmaktadır. Köyde oturanlar, sırf zevk için kentlere gideceklerdir. Köy servisleri daha ucuz yapılır. Yani köyde seyahat edenler daha az kilometre seyahat etmiş sayılırlar. Kentte bir kilometre seyahat edenler yerine köyde beş kilometre seyahat etmiş olurlar. Kenttekileri köydekileri sübvanse etmiş olurlar. Bu da köyleri cazip hale getirir.

Köyleri cazip hale getirmenin başka arcıdır. Köyde oturan herkes ilçesine her zaman gidebilip gelebildiği gibi bölge merkezlerinde birer odaları olması gerekmektedir. Bölge merkezlerinden geldiği zaman orada kalabilmelidir. Hastası olduğu zaman oraya gelip yerleşe bilmedir. Çocuğu okuyorsa orda evinde kalabilmelidir. Yüz dairelik apartmanda üç oda vardır. Bir oda da kentte olacaktır. Böylece her aile dört çift odaya sahip olacaktır. Kenttekilerin de köylerde böyle yerleri olması gerekmektedir.

Demek ki bütün insanların kentte ve kırda yerleri olacaktır. Kenttekilerin evleri kentte büyüktür ve ileri oradadır. Kırda olanların evleri kırda büyüktür. İşleri orada olacaktır.

Normal olarak insanların standart oturma ev hakkı olacak. burada çalıştığı iş yerinde lojmanda oturacaktır. Kirası işyerinden ödenecektir. Kırda veya kentte birer oda ise kişilere mülk olacaktır. Orasını baba ocağı olarak yaşatacaktır.

Kentte yaşayanların ayrıca kiralarda birer dönümlük bahçeleri olacaktır. Oradaki köylülere ortak olarak bırakırlar. Evlerine gidip dinlendikleri zaman bahçenin meyvelerinden bedelsiz yararlanırlar.

Tarımdaki apartmanlar kenttekilerin aynı olacaktır. İşyerleri ise bölgelere, ilçelere, semtlere aynı köylere göre değişecektir. Türkiye tarımsal olarak on iki bölgeye ayrılır. Sonra her bölge yüze yakın tarım ilçesinden oluşur. Her ilçenin tarımı farklıdır. Her ilçe yüze yakın tarım köyünden oluşur. her birinin tarımı farklıdır.

Bu sebeple her köy tarım bakımından ayrı planlanmalıdır. Bu da ancak kooperatifleşme ile sağlanabilir. Çünkü yerinden planlama yapılacaktır. Ora halkının on bin senelik tarım bilgisi değerlendirilmedir.

Köylerin boşalması bu on bin senelik bilgi birikiminin yok olması demektir. Tarımda bilgiler deneyle elde edilmiyor. Denemeler asırları almaktadır.

 

Sanayi Sitesi

Sanayi tarımdan farklıdır. Önce merkezi yerlerde üretim yapılır. Bunun çok büyük kolaylığı vardır. İş bölümü için de gelişir. Küçük yerlerde yedek parça ham madde, teknik elemann zor olduğu gibi taşıma da külfetlidir. Bazı sanayiler vardır ki çok fazla insanın bir arda çalışması gerekmektedir. Sanayini sağladığı bu avantajlar sebebiyle, büyük mega kentler meydana gelmiştir. Bu çarpık imarlaşmadır. Trafik, çevre kirliliği gibi sorunlar ortaya çıkarmaktadır.  Bu sorunların çözümü de 10 dairelik  apartmanlardır.

 Önce bitişik düzen de olsa on apartman bir arya getirilerek site halinde bir birlik sağlanmalıdır. Sitenin ilçe merkezine olan bağlantısı bir veya iki yoldan olmalıdır. Su elektrik, gaz, taşıma  bir yoldan sağlanmalıdır. Onun dışında bucaklar gerekirse eski kaleler gibi surlarla veya kameralarla çevrilmelidir. İnsanların bucaktan bucağa geçmesi sadece ilçe yoluyla olmalıdır. Bucaklar birbirlerine ayrı irtibatlar kurmamalıdır.

 Akrabalık ilişkileri dışında komşu bucakların birbirlerine eskiden ihtiyacı vardı. Bugün böyle bir ihtiyaç yoktur. Halk bütün ekonomik ihtiyaçlarını bucak içindeki bakkallarda ve ilçe merkezlerinde mağazalarda gidermiş olacaktır. Dolayısıyla birbirleri ile olan ilişkisi sosyal olmaktan ileri gitmez. Bucakla ilçe arsında yarım saatte bir bedelsiz servisler olacaktır. Dolayısıyla herkes hiçbir bedel ödemeden iki saat içinde istediği bucağa gidecektir.

 Yolar dahil 10 dönümde bir sanayi apartmanı oluşturulacaktır. Dünya da  100.000 ilçe vardır. Demek ki her ilçe ayrı tür mal imal etse 100 000 çeşit mal imal edilecektir. Bir ilçe tarım ürünlerini daha fazla çeşitte üretecektir. Çünkü iklime göre farklı ürünler yetişmekte ise de bir ilçede çeşitli biyolojik ürünler vardır. Onlardan yaralanmamız gerekmektedir. Oysa sanayi çeşitleri yerel kaynaklara bağlı değildir. Dolayısıyla bir ilçe yalnız bir çeşit veya bir kaç çeşit ürün üretecektir.

Buradaki apartman bu işyerleri bu üretime göre planlanmalıdır.  Semtler arsı da iş bölümü olmalıdır. Gömlek bir taşra apartmanında kesilmeli, başka apartmanda dikilmeli, başka apartmanda ilikler açılmalı, başka apartmanda düğmeler dikilmeli, başka apartmanda ütülenmeli, başka apartmanda ambalajlanmalı, başka apartmanda etiketlenmelidir. Bir bucak iş bölümü içinde bunları yapabilir. Bucaklar arsı da boylara göre farklı gömlekler dikilir. Böylece esnayı apartmanları iş bölümü içinde iş yapmalıdırlar. Her ilçe de az sayıda ürün üretilmelidir.

 İlçe merkezlerinde mallar kontrol edilmeli ve sorumlu kontroller tarafından kontrol edilerek etiketlenmelidir.  Kontrolün kontrol edip kabul ettiği mallar ambarlara girmelidir. Ondan sonra sorumluluk üreticide değil kontrolde olmalıdır. Kontrolün dayanışmasında olmalıdır. Böylece parça üretimi merkez üretimi haline gelir. Yüz dairelik apartmanlarda her çeşit mal büyük fabrikadaki üretim kolaylığı içinde üretilmiş olur.

 Kontrol genel hizmet olarak yapılacak ve ilçe merkezlerinde yapılacaktır. O ilçede üretilen sanayi ürelerinin sorumlu kontrolleri olacaktır. O ilçede üretilmesi planlanmayan sanayi ürünlerine kontrollerine de ambarı olmayacağı için ilçe resmi üretim dışındaki mallar kendiliğinden üretilmenmiş olur. İsteyenler üretebilirler. Üretenlerin sayısı çoğalırsa resmi ürün içine kalınır, üretenlerin sayısı azalırsa resmi ürün listesinden çıkarılır.

 İlçelerde üretilen mallar bölge merkezlerine gelir. Orada mamul madde ile ham madde değiştirilir. Böylece sanayi malları piyasaya arz edilir. İlçenin malları bölgelerde markalaşır. İller ile bölge merkezleri de bir veya bir kaç yolla bölge merkezlerine bağlıdır. Yolu suyu elektriği tek yoldan temin edilir. İlçeler arsı ve bölgeler arsındaki taşıma helikopterle yapılabilir.

Kirli veya ağır sanayi işletmeleri ilçelerde değil Bölge merkezlerinde oluşturulur. İlçe sakinleri isterlerse bölgelere gider orda işçilik yaparlar.  Orda herkesin bir odası vardır. Haftada bir köyüne gelir. İlçede işler akşamları eve servisle yapılmakta oysa bölgelerdeki işçiler haftada bir evlerine dönmektedirler.

 Köylerde herksin kendi tarlasında istediği tipte evi vardır. Kendisi kullanmak şartı ile biz onun yapısına engel olmamaktayız. Köylerdeki tarım parsellerinin mülkiyeti  herkse açık olabilir. Dolayısıyla yapılaşmadaki özgürlüğü herkes tarım alanlarında kullanacaktır.  Kentlerin kenarlarında da dinlenme siteleri oluşturulabilir. Kiraya vermemek şartı ile herkes istediği villasını yapabilir.

 

Ticaret Sitesi:

Bir taraftan standart malları ve tarım ürünü mallar, standart olarak markalaşmış olarak üretilmektedir. Bunların üretilmesi ve bölüştürülmesi,  resmi kontrollerin kabulü ile yapılmakta nakliyesi ve depolanması da resmi ambarlarda yapılmaktadır.  Bu faaliyet ileri sanayinin ürünü olmaktadır.

 Diğer taraftan resmi kontrollerle kabul edilmeyen dolayısıyla resmi ambarlara girmeyen mallar vardır. Bunun dışında kullanılmış mallar vardır. Bunlar ikinci elden satılmaktadır. Resmi satışlar resmi ambarlarda yapılmaktadır.

 Resmi olmayan kontrolden geçmemiş mallar ile kullanılmış mallar için mala mal marketleri kurulur. Bu da yüz dairelik sitede oluşturulur. Dairelerde burada ticaret yapanlar oturur. Bodrum katları ise mala mal marketlere ayrılır.  Bu marketler her ilde en az bir tane bulunur. İhtiyaç olursa daha fazlası olabilir. Bölge merkezlerinde bir bucak halinde oluşturulabilir.

 Marketlerde stantlar vardır. Her mal için bir bölme bir raf ayrılır. O mallar orada raflara konur. Bu arada mallar semt senedi ya da apartman senedi ile alınır ve apartman senedi ile satılır. Mallar standart olmadığı için buradaki alışlar semt tüccarları tarafından yapılır. Her çeşit mallar değil de değişik sektörler olarak değişik ilçelerde oluşturulur. Diyelim ki gıda sektörü A ilçesinde, giyim sektörü mala mal marketleri ile B ilçesinde kurulur. Otolar için başka ilçede oluşturulur.

 Ellerinde kullanılmış veya standart dışı imal edilmiş malları bulunduranlar, mallarını buraya getirirler. Tüccarlarla pazarlık yaparlar. En az on tüccar olduğu için tüccarlardan en pahalı alana satar. Tüccar buna para ödemez semt senedini öder. Mala mal market içinde ki mallar satılmaya arz edilir. Tüccarın kredisi sınırlıdır. Mal üzerinde yapacağı kar da belirlidir. Mağazadaki mallar para ile satılmamaktadır.  Semt sendi ile satılmaktadır. Tüccar cirodan kar edeceği için satılabilmesi için ucuz almaya çalışacaktır. Satıcı pahalı satmaya çalışacaktır. Tüccarlar arasında rekabet vardır. Arz ve talep kanunları tam işleyecektir.

 Burada marka mallar da konabilir. Mesela bir kumaşı alır buraya satar. Onun karşılığında mağaza da mamul kumaşı almış olur.  Burada kontrol eden tüccardır. Markada tür vardır. Hangi tüccarın malları sağlam olursa o tüccarın mallarına rağbet olunmuş olur.

Bir üretici tüccarla anlaşmıştır. Bana çorap getir alayım der. Semt senediyle pazarlık yapmıştır. Üretici siparişi alır. Onunda kredisi vardır. Onunla mağazadan iplik alır çorabı örer tüccara verir ve kredisini kapatır. Hatta üretici çorap ören makineye de mağazadan kredi ile almış olur. Makinanın bedelini de çalışması ile kapatır.

 Böylece bir taraftan serbest üretim ve tüketim mekanizması kurulmaktadır. Böylece halk sanayisi, halk pazarı geliştirilmiş bir şekilde yaşatılmaktadır. Diğer taraftan büyük işletmelerin yaptıkları işleri halk yapabilmektedir.

 Mala mal marketlerde aldığı siparişleri kişi oturduğu apartmanın bodrum katındaki işyerinde üretebilmektedir. Sadece ürettiğine de bir pay verilmektedir. Mevcut olan alışılmış hayatı bu yüz dairelik apartmanlar yaşatmaktadır.

Bugünkü haller böyle mala mal marketlerdendir. Üretici getirip hale malı oradaki komisyonculara hal senedi ile satmaktadır. Satıcılar da hale konmuş malları kasa kasa almaktadırlar. Satıcılar pazarlık yapmaktadır. Satılmayan mallar tüccarın zimmetinde kalmaktadır. O mallar da konserve turşu reçel salata gibi yerlerde değerlendirilmektedir. Yahut hayvan yemi yapılmakta yahut gübre yapılmaktadır. 

   Haldeki malların fiyatları zamanla düşmektedir. Baştan pahalı satılmakta, zamanla düşmektedir. Yani üreticiler düşen fiyatlara göre ürünü alıp işlemektedirler. Domates toplandığı gün 3 lira ise formülle her gün fiyatı düşürülür. Diyelim hafta içinde yarıya iner. İkinci hafta sonunda dörtte bire iner. O zaman yem olma vasfını alır. Yemciler alıp işlerler.

 Yüz dairenin buradaki rolü burada çalışan insanlar, kira vermeden lojmanlarda oturmaktadır. Bu da buraların en uygun şekilde işletilmesi imkânını sağlar. Biri bir roman yazar, getirir bir tüccara satar. O parasını alır. Sonra biri gelir onu semt senedi ile alır basar kitap haline getirir. Sonra semt senediyle kitap piyasaya satılır. Görülüyor ki ortaya sermaye koymadan bugünkü basın peşin alış satışlarla çalışmaktadır.

Bin dil Sitesi

Akevler denemesinden öğrenilmiştir ki eğer on aile bir araya gelir birlikte yaşama imkânı bulursa, kendilerinin özel dilleri varsa o dillerini korumaktadırlar. Çocukları da o dili, ana dili olarak öğrenmektedirler. Bu gün yeryüzünde bine yakın dil vardır. Bazı diller dil mi yolsa şive mi olduğu tespit edilemez. Mesela Azerice bugün dil değildir. Ama ileride dil olabilir. Azericeyi ayrı dil sayabiliriz de saymayabiliriz de. Böylece bizde yeryüzündeki dilleri bin dil olarak belirleriz.

Eskimoların konuştuğu dilleri, Afrika dilleri, kızıl derili dilleri okyanus adalarındaki dilleri değerlendirir bin dil üzerinde karar kılarız. İstanbul’da böylece bin dil sitesini kurabiliriz. Dünyanın yedi kıtasında böyle bin dil üniversiteleri kurulur. Dünyada uygarlık dilleri de ortaya çıkar.

Arapça, Latince, Türkçe, İspanyolca, İngilizce, Sanskritçe, Çince birer uygarlık dilleridir. Slavcada uygarlık dilidir. Her uygarlık dili için bir bin dil sitesi oluşturulur.

Bunun için İstanbul’da bin dil sitesi için yüz apartmanın kurulacağı alan ayrılır. 10 dönümde bir yüz dairelik apartman yapılır. Yüz apartman oluşturulur.1000 dönümlük bir alana gerek olacaktır. Eğer ormanlık sahada ise yüz dönümde bir apartman kurulmalıdır. O zaman100 000 dönümlük yer gerekmektedir. Pis suyu denize kanalize etmek şartı ile bu şekilde değerlendirilecek pek çok arazi İstanbul’da mevcuttur.

 Her katta ayrı dil konuşan insanlar yerleştirilecektir. Karı kocanın ana dili o dil olacaktır. Bunlar Türkiye halkından, Orta Asya halkından olabildiği gibi, Eskimolardan Kızılderililerden veya okyanustaki yerlilerden  de olabilirler. Hatta olmaları tercih edilir.

Buraya gelenler apartmanın bir katında oturacaklar. Bodrumda da iş yapıp geçineceklerdir. Aynı zamanda çatı katlarında ilim yapacaklardır. Kendi katlarında ilim yapacaklardır. Bunlar bir taraftan Arapça dil ile üniversite okuyacak, akademik kariyer yapacaklar, diğer taraftan aşağıda çalışarak meslek sahibi olacaklardır. Teorik ilimlerin yanında pratik de de yetişeceklerdir.

 Adil düzende beşikten mezara kadar ilim tahsil edilir. Ama on yaşından seksene kadar üretici iş yapılır.

Bunlar Türkiye’de 10 sene kalacaklardır. Günün dört saatini de geçim için çalışır. Kalan dört saatini de ilimde harcayacaklardır. Yaz kış derslere devam edeceklerdir. Senede bir ay tatil yapabilirler. Ülkelerine gider dolaşırlar ülkelerinden kopmazlar.

Bunlar apartmanlarının altında mala mal marketler kuracaklardır. İki tür marketler olacaktır. Biri kendi ülkelerinden alıp Türkiye de satılacak mallara ait market olacak, diğeri ise Türkiye’den alınıp kendi ülkelerinde satacakları mallar olacaktır. Türk tüccarları Türkiye’den malları alıp buranın senediyle satacaktır. Senetle buradaki gelen malı satın alacak ve götürüp tük piyasasına satacaktır. Apartmanda oturan yabancı tüccarlar da bu malları memleketlerine göndererek orada satacaklardır. Oradan aldıkları malları buraya getirip pazarlayacaklardır.

 Bin dil sitesinin tek senedi olacaktır. Yani herkes aynı sentle mal alacak aynı senetle mal satacaktır. Dolayısıyla uluslararası takas da gerçekleşmiş olacaktır. Sovyetlerden, Brezilyadan aldığı malı semt senediyle satacak. Sovyetlerden gelen petrolü alıp memleketlerine götüreceklerdir. Burası bir serbest pazar yeri olacaktır.

 Siparişler kabul edilecek ve sipariş mallar pazarlanabilecektir. Yani brezilyadaki mal Türkiye’ye gelmeden Rusya’ya gidebilecektir. Pazarlık İstanbul’da bin dil sitesinde olacaktır. Böylece bu sitede oturanlar geçimlerini uluslararası ticaretle sağlayacaklardır. İthalat ve ihracat para ile değil mala mal ile yapılmış olacaktır.

 Gümrükler ve kotalarda bazı delmeler sağlanacaktır. Örnek olarak dolar ve Euro’dan daha ucuz değerlendirilerek mallar daha az gümrük öderler. Uluslararası yargıya giderek haksız vergilere karşı tedbir alabilirler.

Burada asıl bunların yaptıkları iş kendi dillerinden Türkçeye, Türkçeden kendi dillerine tercüme etmelerini sağlamaktır. Bunun için geliştirilen bilgisayar tercümelerinde de yararlanılır. Ama asıl olan bu iki dili bilen kimselerin yetiştirilmesidir. Sadece dil için değil meslek sahibi olarak yetiştirilmesidir. Böylece insanlık konuştuğu diller mirasını yitirmeden gelecek nesle intikal ettirmiş olur. Büyük dillerle aynı anda küçük diller de yaşama imkânına kavuşmuş olur. İthalat ve ihracat dengeye girer.

 

Araştırma Sitesi

Araştırma, yaratılışta araştırıcı olanların yaptıkları işidir. Araştırıcılar üretim yapmazlar. Daima yenilik yapmak ister eskiyi bırakırlar. Bunların buluşları bir işe yaramaz. Buna mukabil bazı kimseler vardır ki sırala aynı şey üzeride dururlar. rutin işleri yaparlar. Yeniliği oturturlar.

Bediüzzaman yenilikçidir. Gülen uygulayıcıdır. Mustafa kemal yenilikçidir. İnönü uygulayıcıdır. Karagülle yenlikçidir. Erbakan uygulayıcıdır.

Bugün yenilik yapanların buluşlarını yok pahasına almakta sonar kendisi onu kullanarak çok pahalıya halka intikal ettirmektedir. Buluşların çoğu kaybolup gitmektedir. Çalışma zevki de kalmamaktadır. Araştırma sitesi kurulur. Önce herkes araştırmasını mala mal market ilkesi içinde bu siteye satar. Onlardan yararlanmak isteyenler, bu siteden buluşlarını üretime de uygular. Burada yapıp olan üretimden bir pay binde 5 gibi bir pay araştırmaya verilir . Alt tarafa bunların mala mal marketleri kurulur. Böylece buluşlar pazarlanarak gelir işletmeyi

yaşamaya devam eder. Buluş tğvaralkruıbnabşir kredi tanınır ona göre satın alırlar. Ona şrtın karı satın aldıkları buluştan gelen miktardan pay verilir. Yani buluşları onlar değerlendirirler. Yani buluşu tüccar kendisine verilen kredi ile buluşları satın almakta, bu buluşlarla cirodan olmak üzere üreticilere iştirak etmektedir. Böylece patent hakkını cirodan pay olmak üzere kullanmaktadır. Gelir etmeye başlayan buluş mağazaya satılabilmektedir. Yahut arşivlere alınmamakta. Mağaza varislerin payını almaktadır. Semt işletmesinin satılmadığı buluşlardan gelirlerden gelenler tüccarlara ciroları nispetinde paylaştırılmaktadır.

Her işte bir dinamizme ihtiyaç vardır. Vasat gelirin yarısında az getiren tüccar elenmektedir. İki misli getiren tüccara yeni tüccar alıp paylarının bir kısmını ona devretmesi istenecektir. Bu yeni tüccarlara semtin payları da aktarılarak devreye sokulmaktadır.

Ayrıca araştırıcılar, araştırma yapmak için araştırma yerine ihtiyaç duyarlar. Semtin hisselerden gelen gelirler araştırma iş yerinde tesis edilir. Laboratuar kurulur. Tüccarlara da bunları destekleme kontenjanı ayrılır. Buluş sahipleri buluşlarını bu tüccarlara anlatırlar. Onlardan birisini ikna ettiği takdirde semt laboratuarında deneme imkanını bulurlar. Deneme sonunda elde dilen buluşu tüccarlar pazarlar. Hangi tüccarın desteğinde o buluş bulunmuşsa o buluşun yarısına ortak olur. Pazarlama buluşçuya aittir.

Buluşun safhaları vardır.

1- Birinci safhası sadece fikirdir. Örnek olarak dağların tepelerinde birer su kuyusu açalım ve ne kadar derinde su çıkarsa çıksın. Oraya pompa koyalım. Rüzgâr enerjisi ile suyunu çekelim. Suyun bir kısmını su çıkan derinliğin de bir sığınağa kadar düşürelim ve elektrik üretelim. Tepedeki motor beş misli su çekecektir. Bu suyun dağın çevresine verip sulayalım. Böylece dağ kendi kedi kedine devamlı sulayacak ve kesif orman olacaktır. Anadolu’nun ormansız tepesi kalmayacaktır. Ben bu buluşumu araştırma tüccarına satabilmişimdir.

2- Başka bir araştırmacı gelir. Bir tepe seçer orda sondaj yapıp su derinliğini bulacağı rezervini tespit edeceğini tüccara bildirir pazarlık yapar ve tahsisatı semt fonundan alır. Sondajını yaptıktan sonra projesini yapar. Tüccardan birine satar.

3- Başka biri ben bu tesisleri kuracağım dere semtten kredi alır kurar. Buluş başarıya ulaşmıştır.

4- Bundan sonra orman idaresi bu buluşu alır ve Türkiye’yi ormanlaştırır. Ormanlardan elde edilecek gelire buluş sitesi ortak olmuş olur. Bugünkü sistemde geçmişteki birikimler geçmişte yatırımın yapılanlar verilmiştir. Bizim sistemde geçmişteki birikimler bugün yatırım yapılanlara verilmektedir. Böylece bugün emlak verenler bugün karşılığını almakta, ancak yaptıkları gelecekte değerlenmektedir. Bu değer geçmişte emek verenler değil şimdi emek verenlere verilmektedir. Bu gün sermaye bu iş yapmakta ve günün emeğini sömürmektedir. Biz bu sömürüyü topluluğa bırakmaktayız. Ticaret sermayeye değil kişiye dayanmaktadır. Tüccar sınıfı varlığını sürdürmektedir. Sermayesi ile değil faizsiz kredi ile. Ne var ki bu kredi kedisine değil üreticiye verilmekte aynı mal kabrılmlkde o malı satıp satılmaktadır. Kredisini mal karşılığı almaktadır. Bu işlerin yaygınlaştırılması, halkın alıştırılması, tüccarın yeni düzene uyum sağlayabilmesi için yüz dairelik apartmanlar geliştirilmektedir.

Hastane Sitesi

Sağlık hizmetleri, genel hizmetlerdendir. Her hasta aşiretinde tedavi edilecektir. Yatalak olanlar gündüz ortak alanlara getirilecek. Orda birlikte yaşayacaklardır. Yaşlılar, çocuklar evde olan kadınlarla birlikte olacaklar. Gece ise evlerine, odalarına götürüleceklerdir. Aynı katta oldukları için asansörle yerine gelebileceklerdir. Semtlerde sağlık hizmetleri verilecek sağlık personeli katlara gidip hastaların yahut yatalak olanların özel hizmetlerini göreceklerdir. Ateşlerini ölçerek, tansiyonuna bakacak, kan alabilecek. Hasta ağırlaşır da doktorun görmesi gerekirse doktor kata gelecek ve orada hastayı muayene edecektir. Hastanın polikliniğe gitmesi gerektiğinde onu ilçedeki polikliniğe alacaktır. Poliklinikte muayeneleri yapıldıktan sonra ev de tedavisi mümkünse evine gönderecek katında tedavi olacaktır. Hasta eğer, hastaneye sevk edilmesi gerekiyorsa helikopter ambulansı ile hasta bölge hastanesine gönderilecektir. Bölgede hastane sitesi olacaktır. Yüz dairelik apartmanlar olacaktır. Üst katları hastane personelinin lojmanı olacaktır. Doktorlarda orda oturacaklardır. Hastane bloku ayrı sağlık personelinin bloğu ayrı olacaktır. Birbirine yakın olacak gerektiğinde gece yarısında da hastanın yanına varabilecektir. Bu bloklar aynı sahada yapılabilir. Birbirine yürüyen merdivenle bağlanabilir.

Personel bloğunun altı normal işyeri olacaktır. Personelin yakınları orda normal apartmanda olduğu gibi iş yapacaklardır. Hasta mütehassıs doktorlar çok iyi çalışmışlarsa bölgede göz hastası kalmamışsa boş zamanlarında kalan vakitlerde aşağıya inip sitedekilerle iş yapabilir ek gelir sağlayabilirler.

İlçelerdeki doktorlar hasta sayısına göre değil, sağlığını korudukları kişi sayısına göre sağlık fonundan maaş almalıdırlar. İlçedeki pratisyenler bu kazançlarını bölgedeki danışman mütehassıslar ile paylaşmaktadırlar. Dolayısıyla hiç hasta gelmese de doktorların gelirleri azalmamaktadır. Aksine işleri azaldığı için boş zamanları olmaktadır. Dokturlar arsında hizmet yarışı olduğu için de doktor, hastasını tedavi etmek zorunda bulunmaktadır.

İkinci blok ise hastaların yattığı blok olacaktır. Alt katlarda hastaları muayene ameliyat ve tedavi edildiği yerler olacaktır. He katta on daire vardır. He dairede üç oda vardır yanı 300 oda vardır. Her odada 3 yatak bulunmaktadır. Demek ki bir hastane apartmanı bin yataklıdır. Her oda 32 metrekare olduğu için refakatçilere de yatabilecekleri yereler vardır.Hastaneye gelen kişiye bir yakını refakat etmektedir. Hastanın yattığı yerde refakatçi de yatmaktadır. Bazen iki veya üç hastaya bir refakatçi yetmektedir. Bunlar aynı odayaalınmaktadırlar.

 

Refakatçisi olmayanlara oradaki sağlık personel yakınlarından refakatçiyi bulabilirler. Refakat ücreti hastanın yakınlarına aittir. Yakınlarından biri gider diğer yakınları onun masraflarınıkarşılar. Kimse gitmezse paralı refakatçi bulurlar. Hasta ilçedeki pratisyen doktor tarafından, danışmanı bulunduğu mütehassısa göndermektedir. Mütehassısı partiysen seçmektedir. Mütehassıs gerekli incelemeleri yapar. İhtisası dahilinde ise tedavisine girişir, değilse pratisyene bildirir. Pratisyen de o ihtisastaki danışmana gönderir. Hastanın hastalığı teşhis edilemiyorsa, o danışmanın mütehassısları her biri kedi hastası imiş gibi muayene eder, incelemeleri yaptırır. Yine de hastalığı ortaya çıkaramazsa kıta merkez hastanesine yani İstanbul’a sevk edilir. İstanbul’da ve diğer dünyanın her kıta merkezinde ihtisas hastaneleri vardır. Burada teşhis ayrı hastanede, tedavi ayrı hastanede yapılmaktadır. Hasta teşhis hastanesine gider. Onlar ihtisas yerini belirlerler.

Hastanın hastalığı teşhis edilir ama tedavisi cevap vermezse bunlarda İstanbul ihtisas hastanesine gönderilir. Hastalar yatışı olarak ideal her odada bir hastanın yatmasıdır. Hastalar çoğaldıkça bir odada yatan hastalar sayısı arttırılır üçe kadar çıkarılır. Yetmezse daha da fazla yatak konulabilir.

Zelzele, salgın, savaş gibi hallere bu sayı artacaktır. Bulaşıcı hastalar aynı yere alınırlar. Diğer hastalar için kendi arzuları önemlidir. Hangi oda boşsa hastalar seçerler. Aynı kattaki hastalar  her zaman birbirlerini ziyaret edebilirler. Dışarıdan gelen ziyaretçiler de refakatçi kabul şartı ile serbesttir. Bir anda en çok kaç kişi kabul edeceğini hastane yönetimi kara verir. Bir ziyaretçi için de dakika sınırı konur. Dakikasını geçenlerden para cezası alınır. Hasta rahatsız edilmemelidir. Ziyaretçiler de göstermelik ziyaret yapma durumunda olmamalıdır. Bu genel yasaklamalarla değişik kuralları aşanlardan tazminat almak suretiyle yapılır.

Ekmek Sitesi:

Ekmekte kullanılan malzeme kadar, pişirme tekniği de önemli rol oynar. Küçük fırınlar kaliteli ekmek yapsalarda dağıtım yapmazlar. Halk her vakit taze ekmek ister. Türkiye de üç dönem yemek vardır. Her yemek vaktinde taze ekmek istenir. Bu da bazı zorluklar doğurmaktadır. Örnek olarak ekmek fırında 24 saat sürekli çıkar. Diyelim ki saatte bir çıkar. Demek 24 saat ekmek çıkacaktır. Fırın durdurulmayacak ovutulmayacakxduır. Biri çıkacak diğeri girecektir. Yahut bir taraftan hamur konacak diğer taraftan gerekli ekmek alınacaktır.

Bunun dağıtımı nasıl olacaktır. Fırının dağıtması çok zordur, masraflıdır. İmkansızdır. Dağıtım işini bakkallara kendileri hallettirirler. Saatle vermeli o saatlerde taze ekmek bakkalına gelmektir. Bunun için kendi sayesinde oturanlardan biri bunu tekeffül eder. Araba bakkala aşit olur. O saatlerde gelir ekmeği alır bakkalına getirir. Bu zorunlu işi olmayan tarafından yapılır. Apartmanın hiç bir işi zorunlu değildir. Dolaysıyla bakkalın hitap ettiği kimseler içinde bu işi yapacaklar bulunacaktır. Yeter ki işyerinde çalıştığı zamandan daha az kazançlı iş olsun.

Yalnız kendi bakkalının değil diğer komşu bakkallar içinde gerekli ekmeği getirip bakkala bırakabilir. Dağıtım masraflarını bakkal ödemez. Bu fırın tarafından ödenir. Kilometre başına bir değer koyar tüm taşıyıcılara onu öder. Taşıyanlar çoğalırsa düşürülür, azalırsa yükseltilr. Genel sistemde taşıyıcı bulunmazsa bakkal sahibi kendisi arabayı alır gider alır ve gelir. O saatlerde ortağı bakkaldadır. Fırına yıl başında ekmek siparişi gelmiştir. O da o para ile un fabrikalar yıllık ihtiyaçların sipariş vermiştir. Üretici buğdayı buna göre üretmektedir. Ekmek satılınca kredisini kapatmaktadır.

Fırın 24 saat çalışmaktadır. Altışar saat vardiya ile fırın devamlı çalışmaktadır. Ekmeğin fiyatı yıl başında sipariş alırken tespit edilmiştir. O da yılbaşında unu sipariş vermiştir. Şimdi sadece siparişleri karşılama durumunda olduğu için fiyatın yeniden tespiti söz konusu değildir. Bununla beraber ekmeği satın almayıp iade edenler olacaktır. Daha fazla satın almak isteyenler olacaktır. Bu sebepledir ki bir ekmek piyasası oluşacaktır. İade etmek isteyenler ile fazla satın almak isteyenler eşitse sorun olamayacaktır. Fazla ise fiyatı azaltılacaktır. fazla ise fiyat arttırılabilir. Yahut üretim arttırılır. Bu üretimden diyelim altı saat önceki hesaplardır. Satın alan altı saat önce iadesini bildirmiş olacaktır. B ir de pişirdikten sonra elde edilen ekmeğin de alış saatlerine göre fiyatları vardır. Ekmek bayatlayınca saat saat ucuzlar. Örnek olarak sabah pişirilen ekmek akşamüstü üçte ikisine iner dün ki ekmek yarıya düşer, üçüncü gün dörtte bire düşebilir.

Satılan aynı ekmekler bu şartlar içinde geri alınır. Ya yeni imalatta değerlendirilir yahut bisküvi gibi ek imalatlarda kullanılır. Hayvan yemi yapılabilir. Bunu değerlendiren işletmelerle pazarlanmış olur. Bir fırın belki de bir ilçeye hitap eder. Her ilçenin kendi fırını olacaktır. İlçeler ürettikleri ekmekleri diğer ilçelere de satabileceklerdir. Böylece halk değişik ekmek yeme imkanını bulacaktır. Bir ekmeğin beğenilen ekmeği olursa diğer fırınlar da tip ekmeğe geçebilirler.

 

Halkta bir özellik vardır. Herkesin giydiğini giymek ister. Herkesin yediğini yemek ister. Böylece zamanla çeşitliliği eler. Daima tek tipe gidilir. Bu da durağanlılktır. Yenlikde yapmak gerekecektir. Dışarıda serbest ekmek üretimi olacaktır. Fırın işletmesi bir ekmeğin mala mal marketi mahiyetinde olacaktır. Dağıtımını kendisi yapacaktır. Bakkaldan gelen taşıyıcılar o ekmekleri de taşırlar. Tüccar bunları semt senedi ile satın alır. Bakkallara konsinye bırakır. Bakkal da satarsa kazanmış olur. Yani resmi ekmek üretilirken, serbest ekmek üretimi de olacaktır.

Nakliyeyi fırın yapacaktır. Bakkallara yerli tarafından nakliye sistemi mala mal marketlerde de uygulanır. İlçede veya ilçelerin birinde mala mal marketi bulunur. servis alıp bakkala getirir. Bakkal sipariş payını alır. Sipariş verene teslim eder.

Yüz dairelik proje sadece inşaat projesi değildir. Bir uygarlık projesidir. Gelecekte birisi bir üretim projesini yaptığı zaman önce yüz dairelik apartmanı düşünecek ve ona göre planlama yapacaktır. İşler gürültülü değilse çevre kirliliği yapmıyorsa yüz veya iki yüz işçi çalıştıracak bir ünteyiş planlamak zorundadır. Yahut iki apartmanın emeğini burada harcamayı deneyecektir. Şöyle gelişmektedir. Bu yüz kişi çalıştıracak şekildedir. Ondan sonra 150-250-350 kişi çalışacak kabul edilecektir yani 350 kapasite oldu mu dördüncü apartman yapılacaktır.

Meclis Sitesi

Adil Düzen yerinden yönetimdir. Sorunlar illerde ve bucaklarda çözülür. İllerin ve bucakların çözemedikleri sorunlar devlet merkezine gelir. Devlet hâkim değil hadimdir. Devlet merkezinin ileri taşra temsilcileri tarafından yapılan kanunlarla yönetilir. Taşra illeri ise bağımsızdır, kendi kanunları ile yönetilirler.  Devlet kanunları illeri bağlamaz, il kanunları da bucakları bağlamaz. Tamamen bağımsızdırlar. Merkezler ise taşra temsilcileri tarafından yönetildiği için merkezleri taşranın istedikleri bağlar.

  Meclisler ilim adamlarından oluşur. Yaklaşık bine yakın parlamenter vardır, seçilirler. Eğer halkın güvenini alıyorlarsa devam ederler. Bugünkü ekseriyet temsil sitemde sermayenin veya yönetimin istediği insanları meclise toplayıp halka sizin istediğinizi yapıyoruz diyerek halk uyutulmaktadır. Gerçekte ise ekseriyet sistemi yoktur. Seçim barajını geçemeyenler elenir. Barajı geçenlerden de yarısı mecliste muhalefete geçerler. Parti içi kararlar da ekseriyete dayanır. Hâsılı ekseriyet denen onda birdir. Bu da baskı gelmezse böyledir. Ekonomik ve siyasi baskılar sonunda tek kişiye indirilir.  Eskiden krallar idare ediyordu. Sonra diktatörler idare ediyor. Şimdi de iktidar partisi başkanı idare ediyor.   Sermaye veya siyasi güç sonunda istediğini iktidar ediyor veya iktidarda olan artık oradan inmiyor.

 Adil düzende ekseriyet demokrasisi yoktur. Nısbi demokrasi var.  Diyelim binde yarım oy alan kişi milletvekili olur. En çokta binde yarım alabilir. Kalanını başkasına aktarır. Siyasi partiler vardır. Ama siyasi partiler icra organını oluştururlar. Meclisteki ilmi gruplar yasa yaparlar. Meclisin denetimi vardır. Ama bu gensoruyla değil de mecliste grubu olanların hakemlerinden oluşan yargıya girmesiyle yapılır. Yargı parlamentonun da üstündedir. Ama hakemlerden oluşur. Atanmış yargı yoktur.

 Bugün milletvekillerinin milletvekillikleri kandırmaca olduğu için milletvekilleri çeşitli şekide oylamaktadır. Önce milletvekilleri takipçilik yapmakta böylece oyalanmaktadır. Ondan sonra bir daha seçilmeme korkusuyla mecliste değil taşrada bulunma durumundadır. Sonra bunlara lojman verilmemektedir ki bir araya gelip bir şeyler görüşmesinler öğrenmesinler. Sonra da milletvekilleri parti başkanlarının iki dudağı arasındadır. Bu mecliş çalışmıyor, sorunları çözmüyor.

Adil düzende milletvekilleri gerçekten milletin temsilcileridir. Hükümet halk tarafından seçilir ayrı oluşur. Meclis için ayrı seçim yapılır ayrı oluşur. Meclis yasama yapar, hükümet yasaları uygular. Yargı hakemlerden oluşur ve yasamanın da hükümetinde üstündedir. Ancak nizada yetkilidir. Re'sen hiçbir müdahalede bulunamaz. Yargı da yasalara uymak zorundadır. Yargı da yargının denetimindedir.

 Milletvekili seçilen kimse Ankara'ya taşınır. Orada halkı temsil eder. Yerel yönetimle ilgisi yoktur. Dolayısıyla illerde bulunma zorunluluğu yoktur. Seçim kampanyası yerine her yıl yenilenen bağlılıkla milletvekilliği devam eder. Kişi emeklilik yaşına gelince kadrosu boşalmış olur. Ne var ki lojmanında oturmaya devam eder. Dolayısıyla meclis lojmanı yalnız milletvekillerinin değil emekli olanların veya seçilmeyi bekleyenlerin de oturduğu lojmanlardır. Böylece yeni milletvekilleri eski milletvekillerinden danışma yönünde yararlanırlar. Diyelim ki bin milletvekili vardır. Bin de emekli vardır. Yahut seçilmeyen vardır. 2000 hanelik yüz daire ihtiyacı karşılayacaktır.

Biz bununla de yetinmiyoruz. Bir milletvekili yanına akrabalarını alabilmelidir. Biri mesleki danışmanı, diğeri takipçi üçüncüsü ailevi işleriyle meşgul olan üç kişiyi de Ankara'ya götürebilmelidir. Bunlara maaş verilse de milletvekili lojmanlarında oturmalıdırlar. Bu lojmanların altındaki iş yerlerinde çalışıp yaşamalıdırlar. Milletvekillerine hemşerileri gelmekte onlarla milletvekilleri değil onların yakınları meşgul olmalıdır. Milletvekili dokunulmazlığı başka şekle sokulmalıdır. Ancak emekli olduktan veya seçildikten sonra devam etmelidir.

İşte meclis siteleri işte böyle olacaktır. Meclisin yakınında böyle beş bine yakın lojman yapılmalıdır. Bunun için 25 kilometrelik bir alan yeterlidir. 50 kilometrekarelik alan alınırsa %50 ile bu lojmanlar masrafız yapılmış olur.

Sonuç: Her hangi bir ekonomik veya sosyal planlama yüz dairelik lojmanlar içinde planlanmalıdır. Hedef üçüncü bin yılın hicret demokrasisine,  barışçı dindarlığa, tekelsiz kredileşme ekonomisine ve aidatsız sosyal dayanışmaya dayanan hukuk düzenine doğru yol alacak şekilde planlanmalıdır.