27 Şubat 2018 Sayı 117 Sayı 117
Seçmeli Din Dersi Olarak Ateizm

 

 

İlk çağlardan beri eğitim üzerine konuşuyoruz. Geleceğin hep yeni bir nesille şekilleneceğine inanıyor ve yatırımımızı buna göre yapıyoruz. Yanımızda yer alan, güvendiğimiz, akıl danıştığımız insanlar arasında ise kendimizden genç olanlar pek az. Yaşlıları ve kendi kuşağımızı sadece bilgi anlamında değil siyasi hareketlerimizde de daha güvenilir buluyoruz. Daha güzel olmasına gayret ettiğimiz gelecek biraz da kendimizde gördüğümüz eksikliklerden kaynaklanıyor. Ve bu eksiklikler içinde bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.

Toplumsal değişimler arkalarında bir çok kırık dökük hikaye barındırır. Ve bu yıkıntılar yeni beklentiler doğurur ve yeni bir toplumsal hareketi destekler. Hayat böyle devam eder. Zulüm bile hayatın akışını durduramaz, çünkü hayat boşluk kabul etmez.

28 Şubat son zamanların popüler konularından. Son olarak matematiksel bir eğitim yasası yüzünden gündeme geldi.

Herkesin eğitim konusunda bir fikri var. Peki bunlardan hangisi doğru? Bence herkesin fikri. Herkesin istediği şekilde eğitim alabildiği eğitim sistemi idealdir. Bunun için de özgürlüklerin mümkün olduğunca arttırılması gerekir.

Ebeveynler çocuklarının nasıl bir eğitim alacağına karar verme hakkına sahipler. Cezai ehliyet sahibi insanlar da kendi hayatlarına dair kararları almakta özgürler. Devlet ve toplum bu kurallara riayet etmekle yükümlüdür. Bir insan kendi çocuğunun Kur’an öğrenmesini isterken bir diğeri İncil öğrenmesini isteyebilir. Bu son derece normaldir. Yapılması gereken herkese fırsat eşitliği sağlamaktır. Adalet ve toplumsal barış ancak bu şekilde sağlanabilir.

Gözden kaçırılmaması gereken nokta yasakların mümkün olduğunca azaltılması, hatta mümkünse yasakların yasaklanmasıdır. Kimse bir başka kimse hakkında tasarruf hakkına sahip olmadığına göre esas olarak özgürlükler savunulmalı, fırsat eşitliği ve adalet temel unsurlar olarak kabul edilmelidir.

28 Şubat’ın hatası yasakçı olmasıydı. Bugün hükümetin gündeme getirdiği yeni eğitim modeli bir istenildiği kadar eleştirilsin, temelde özgürlük mü getiriyor yoksa baskı mı, buna bakılmalı. CHP genel başkanı CHP’nin din karşıtı olmadığını, dine saygılı olduğunu dile getiriyor; MHP genel başkanı milliyetçilik ile faşizm arasına kalın çizgiler çizerek partisini ve parti gençliğini milliyetçiliğe sahip çıkmaya çağırıyor; bu ortamda elbette hükümetin demokratik hamleleri daha fazlasını talep eden söylemlerle eleştirilecektir. Ceteris paribus kolaycılığına ve hatta şımarıklığına düşmeden bu talepler son derece haklı olarak dile getirilmeli ve aynı ciddiyetle dikkate alınmalıdır.

Kur’an kurslarının yasaklanması, imam hatip liselerinin orta kısımlarının kapatılması ve üniversite sınavlarında uygulanan katsayılar yanlış birere uygulamaydı. Geçmişin zararları tazmin edilemez. Gelecek için iyi bir adım. Daha iyi bir adım tüm dinlerin ve dillerin seçmeli olarak öğrenilip öğretilmesine imkan tanımaktır.

Mahalle baskısından dem vuranlar da biraz sakin olsunlar lütfen. Okullarda ateizm dersi olsa fena mı olur, en azından çocuklar ateizmin içip içip internette saçma sapan şeyler yazmaktan, başka dinlere küfretmekten daha fazla bir şey olduğunu öğrenirler. Ki bu da Türkiye de aydın geçinen bazı insanlar için büyük bir evrim olarak tarihe geçer.