9 Ocak 2017 Sayı 116
Hamdizade; Dr. Spitzer'in Hatıratı "Sultan Abdülmecit Sarayında" -II-

 

Sultan Abdülmecid Han'ın Sarayında (Dr. Spitzer'in Hâtırâtı) / Abdülkadir Hamdizade.-- İstanbul, 1331 [1915].

Türk Tarih Encümeni Mecmuası [TTEM]_[Tarih-i Osmani Encümeni Mecmuası] [TOEM]

cilt: VI, sayı: 34, sayfa: 599-622

Mayısın 7. günü

güzel bir ilkbahar sabahı kafilemiz yola düzülü. Kafilenin o günde ve arkasında 2 mızraklı alayı , müteaddit müzik takımları , zat-ı şahanenin hemen 500 kişiden mürekkep saray halkı kamilen harbiye nazırının o günden geçti . Nazır kafileyi dizilere ayırdı , mühim hürrem zevatın her birine askeri muhafızlar verdi . Bana 6 beygir tahsis etti ,... Bir melazım ile 2 mızraklı nefer ayırdı . Şevk ve şetaretle, dört nala koşarak , gittik. Reşitpaşa çiftliği boyunca tamam 3 saat yürüdük;... Burada yenecekti. zarif bir korunun içine padişahın çadırı kurulmuştu . Köylüler kalabalık bir halde buraya dolmuşlardı; orada ilk defa olarak çocuklar aşılanacaktı . O gün ve daha sonraki günler , her mola mevkiinde , çocuklar padişahın huzurunda aşılandı , her birine hediyeler verildi . Zat-ı şahane , gayri kabil izale esirleri kendisinde de mevcut olan bir hastalıktan tebasının hayatını böyle zarasızca bir ameliyatla kurtardığından dolayı pek memnun oluyordu . Beni çadırda çağırdı:

Ey, nasılsın bakalım ? Yorulduk mu? Beygirle yolculuğa tahammül edebildik mi? Kendine bir araba bulamadık mı?

Umzatı şahanenin bu sualine karşı , ata binmeye zaten alışkın olduğumu , saye-i şahanelerinde her türlü meşakkate tahammül etmeğe kendimde kabiliyet has eylediğimi söylediğim zaman ,... Güldü . Bade bu seyahat sayesinde tebaasının refah ve saadetini temine muvaffak olduğunu düşündükçe tasviri gayri kabil bir... has ettiğini anlattı: pek çok şey yapılması icab eden bir memlekette hükümdarın hüsnüniyeti her işte lazımdır . Bilirsin ki ben de bu hassa mevcuttur merhaba hak inayeti ile hüsnü niyetimin selver ellerini ... Edeceğimi ümit ederim. Akşamleyin uzakta tatlı meyilli bir tepe üzerinde konulacak mahalli gördük . ( büyükçekmece) kasabası ile denizi güzel biz göle rapt eden köprüyü geçtikten sonra çalgılarla karşılandık , 2 kümeye ayrılmış hesapsız yeşil çadırlar gördük. bunların bir kısmı askerlere , bir kısmı zat-ı şahane ile maiyetine mahsustu. ikinci kümenin o gün de iki ... çadır vardı: her biri muhtelif biçimde ve gayet zarif halılarla tezyin edilmiş . etrafında bir çadır ... Vardı ki, geniş bir sahayı ihata ediyordu. çadırın biri zatı şahanenin gündüz oturması , diyeride gece yatması içindi. çıldırın etrafı ... haricinde , yakın bir mahallede , mabeyin meşiri ile mayıncıların çağrıları vardı . bu çadırların tepeleri hilal ile mezin , içleri dokuma ipeklerle döşeli , etrafı hizmetkarlara bir koridorla muhatdı. saray erkanına mahsus ... otuz ... çadır vardı . biraz ötede , saray erkanından olmayan maiyete mahsus 200 kadar çadırda ... üzere ... teşkil ediyordu. Şimdi şu canlı manzaraya 1 mayıs akşamı ,... , sağda deniz, solda bir göl ilave edecek o olursanız , bizim medeni garbımızda ancak... görülebilecek cazip bir şark seyahat manzarası vücuda getirmiş olursunuz.... gönderilen yemekleri yedik mi , kahvelerimizi ictik mi sonra bu güzel akşamın dünyevi hazlarını ikmal için çubuklara sarıldık . uzakta akıllarına dönen soruların şehirler için cazip ... yakında, zatı şahanenin çadırından işletilen ... sedaları, şarkı ... , hatta ... , çadırımızda toplanan ... cemiyet arasında azim bir şevk ve ..., işte bu ilk seyahat akşamının yinede bıraktığı unutulmaz tesirler. yalnız, hesapsız fişeklerin mütemadiyen patlayışları bize garbın zevk sanatını ihtar ederek sırf tabi olan şu tesiratı ihlal etmeseydi.