9 Ocak 2017 Sayı 116
Kur'anı Anlamak

Bu yazı 22 Nisan 2012 tarihinde Süleyman Karagülle tarafından Medhal İlmi Araştırma Merkez'in de verilen dersten Ahmet Kırtekin tarafından tutulan notlardır.

 

Vahiyde Fetret

Her peygamberin hayatında bir fetret devri vardır. Vahiy kesilir veya peygamber içinde bulunduğu topluluğa karşı zor durumda kalır. Vahiy topluluk içinde yayılırken bir anda insanların vahyin bildirdiklerine rağbeti kesiliverir. Bu sürecin birçok hikmeti barındırması muhtemeldir. Sürecin başında hem topluluk hem de vahyi iletmekle görevli olan peygamber insanların rağbetini farklı yorumlayabilir, gelişmeleri peygamberin kişiliğine bağlayabilir. Vahyin kesilmesi veya insanların vahye rağbetinin azalması Allah’ın tüm sürecin tek sahibi olduğu hakikatini herkes için açık seçik hale getirir.

Kur’an’ın Anlamlandırılması

Bazen ayetlere hakiki mana verilemediğinde mecazi mana verilir. Fakat bunun için de bir karine gerekir. Ancak kurallar çerçevesinde anlamlandırma yapmak mümkündür.

Sayıların Oluşumu

Her dilin bir mantığı vardır. Cümle yapısı, kelimelerin üretilmesi, nesnelerin isimlendirilmesi insanlar farkında olmasa da doğal bir mantık çerçevesinde şekillenir. Arapçada sayılar insan topluluklarını esas alarak oluşmuştur. Türkçede “3’e para verdim” cümlesi bir anlam ifade etmez, ancak Arapçada bu ifade “3 kişiye para verdim” anlamına gelir. Bir yani “vahid” de aynı zamanda Allah’ın bir sıfatı olarak kullanılır, çünkü O hiç kimse yokken varolan “tek”tir. Sayıların oluşumunda bir diğer nokta, topluluğun zaten varolmasıdır, isimlendirme sonradan yapılmıştır. Mesela aşiret topluluk olarak zaten vardır, sayı olarak 10 sonradan kullanılmaya başlanmıştır. 10 da topluluk olarak bir demektir; başkanı olan topluluk bir kişi olarak kabul edilir.

Aşiret insanların ilk topluluğu demektir. Ma’şer 10’lanmış topluluk demektir.

100 “yuva” kökenli bir kelimedir. Köy, oba manasına gelen toplulukların ismidir.

1 aşiret 10 aileden oluşur.

1 kabile 10 aşiretten oluşur.

10 katlı 100 dairelik bir binada her bir kat bir kişi kabul edilebilir.

Kur’an Canlı Gibidir

Normal bir kitapta yalnızca yazılanlar vardır. Her bir yazar geçmişi veya gününü yazar. Geleceğe dair ancak tahminler yapılabilir. Her kitap dili ve mantığı yüzünden belli bir çerçeveye sahiptir. Ancak bu çerçevede etkili olabilir. Fakat Kur’an canlı gibidir. Karşısındakine konuşur gibi cevap verir. Zaman ilerledikçe, gelişmeler oldukça insanoğlu karşılaştığı sorunların cevaplarını Kur’an’da bulabilir. Fakat konuşabilmek için aynı dili konuşmak gerekir, Kur’an kurallar üzerine inşa edilmiş bir dile sahiptir. Dolayısıyla insanın Kur’an’ı anlayabilmesi için kuralları bilmesi gerekir. Dil kitapları ve tefsirler Kur’an’ın anlaşılma usulünü öğrenmek için faydalı eserlerdir. Bediüzzaman da tefsirler hakkında “Kur’an için perdedir” diyerek bu noktaya işaret etmiştir. Dolayısıyla tefsirler usul için okunmalıdır. Kur’an’da aranan bir meselenin ya doğrudan kendisi vardır ya da bir benzeri vardır.

İnsan Toplulukları

Mıknatısın iki zıt kutbu vardır. Mıknatıs ortasından kesildiğinde ise iki yeni mıknatıs oluşur. İnsan toplulukları da böyledir. Farklı gruplar farklı kutuplar topluluk içinde de vardır. Topluluğun küçülmesi veya bölünmesi farklı kutupları ortadan kaldırmaz. Mikroplar insan sağlığını tehdit ederler fakat insanların bağışıklık sistemini de onlar hayatta tutarlar. Mikrop, şeytan, küfür ortadan kalkmaz. Ortadan kalkması da iyi değildir zaten. Varlıkları insanlık için faydalıdır.

İsm-i Fail 4 Farklı Şekilde Söylenir

  1. İsmi Mevsul: fail de bellidir mef’ul de bellidir. Örnek olarak döven kişi de dövme şekli de bellidir.
  2. Men-i Mevsuk: fail belli değil mef’ul bellidir. Döven kişi bilinmemekte fakat dövme şekli bilinmektedir.
  3. İsm-i Fail Malum Siga: fail belli mef’ul belli değildir. Döven kişi belli ilken dövme şekli belirsizdir.
  4. İsm-i Fail Meçhul: fail de mef’ul de meçhuldür.

 

(Bu bölüm “o küfredenler” ifadesini açıklamak üzere söylenmiştir.)

Faizli Sistemde Fiyat ve Ücret Anarşisi

Faizli sistemde para karşılıksız olarak basılmaktadır. Karşılıksız para mevcut mal ve hizmetlerden daha fazla paranın piyasaya sürülmesi demektir. Mal ve hizmetlerin daha fazla bir karşılıkla ödenmesi ancak yeniden para basmak ile mümkün olur. Karşılıksız para da fiyat ve ücret anarşisine sebep olur. Çünkü bunlar paradoksal sürekli hareketlilik gösterirler ve denge oluşmaz. Normalde piyasa dengesinin arz ve talep kanunları çerçevesinde oluşacağı söylenir, buna en çok da liberalist ekonomistler destek verir. Fakat uygulama bunun aksi yönündedir. Çünkü karşılıksız paranın tedavüle çıkmasıyla insanların özgürlüğü kısıtlanır. İnsanlar sadece hayatta kalmak ve borçlarına yenilerini eklemek üzere çalışmaya başlarlar. Üretim ihtiyaçlar ve talepler doğrultusunda yapılmaz. İnsanlar istemedikleri işleri, seçme şansları olmadan devam ettirirler. Ekonomik denge sadece adalet ve denge meselesi değildir, aynı zamanda bir özgürlük sorunudur.

Vahiyle Muhatap Olmak

Allah ilmi olmayan topluluklara Cebrail’i göndermiştir. Neyin nasıl yapılacağını Cebrail aracılığıyla insanlara Allah bildirmiştir. Hz. Peygamber ile bu süreç son bulmuştur. İnsanlık artık kişilerin değil ilmin yön göstericiliğinde hayatı düzenleyebilecek seviyeye gelmiştir. Bu nedenle bugün ilimle hareket etmek zorunluluğu vardır. Kişi Kur’an’ı sanki bugün inzal olunuyormuş gibi okumalıdır.