9 Ocak 2017 Sayı 116
Ekonominin İskeleti
 

İnsanın anatomisinde nasıl iskelet mühim bir role sahipse ve onu ayakta tutan ona şekil veren bir nevi ayırt edici özelliği ise topluluğun da ayakta kalmasını sağlayan organlar ve bu organlarında iskeleti olması lazım gelir. Zira insan ve toplum arasında ki o ahengi uyumu ve anolojiyi bulursak onu yani insanı yaratıcının nasıl ayakta bu şekilde sağlam bir vaziyette ayakta tuttuğunu görürsek topluluğunda bu şekilde ayakta kalmasını sağlayacak hükümlere ulaşabiliriz. O yüzden yapacağımız ilk iş toplumun organlarından olan ekonominin iskeletini belirleyip bu iskelet üzere onu ayakta tutmalıyız. Bir organ, bir bina gibi. İşte bu iskeleti daha önce insan, devlet, bilgi türlerinde ortaya koyduğumuz 24 bağdan ve bir de kalpten oluşan bir sekizyüzlü ile ifade ediyoruz. Zira orada devletin temel dört noktası ve iki kutbunu koyduk. Kutuplar ülke ve millet noktalar ise ahlakî,ilmî, ekonomik ve siyasî kurumlardır. İşte bu derste de ekonominin temel dört noktası ve iki kutbundan bahsedeceğiz ve bunların aralarında ki bağları kuracağız ve işleyişinden söz edeceğiz iki kutup; ev ve işyeri dört nokta ise kooperatif, piyasa, çarşı ve şantiyedir. Çünkü insanoğlu bir emeğe sahiptir ve yaşamak için bu emeğini bir yerde kullanır ve üretir ürettiğini de tüketir ve döngü böyle sürüp gider peki her sabah ve akşam devir daim eden bu olay tarih boyunca ne şekilde oldu ve bugün ne şekilde oluyor ve burada ki sıkıntılar ne ile çözülmelidir.

İlk çağlardan bu yana insanoğlu her sabah kalktığında yaşamak için ne yapacağını düşünmüştür. Bu; toplayıcılık döneminde meyva toplamak iken avcılıkta ekib olarak bir araya gelip av avlanmak, çobanlıkta hayvanları evcilleştirip ürünlerinden faydalanmak, tarımda mahsul ekmek ve arta kalan mahsulü pazarda mübadele ederek diğer ihtiyacı gidermekti. Sanayi döneminde ise emeğini mübadele ederek yani satışa çıkararak kazandığı parayla ihtiyacını pazardan gidermektir. Ama bugün faiz, haksız vergiler, enflasyon, fiyat anarşisi sebebiyle düzen işlemiyor ve daha çok insanlık zarar görüyor ve yeni bir düzen arıyor. Sorun belli evden çıkan amcam ne yapacak nasıl kazanacak ve yaşamını sürdürecek.

Sekizyüzlü üzerinden yavaş bir açıklamayla başalayalım. Evvela insan tüketim merkezi olan ailede yaşamını sürdürür. Aile içerisinde tükettikleri ile yine potansiye bir emek kazanır. Ve diğer gün yemek, yaşayabilmek ve evladı ıyalini yaşatabilmek için çalışmaya ihiyaç duyar. Daha önceki Adil Düzen ekonomisinde emek evvela tüketim mallarında ve ardından kalan artık emekte inşaat ve imarda değerlendirilir. Tüketim mallarından kazanacağı arz ve talep kanunlarına tabi inşaat ise devletten gelen resmi ücrete tabidir. Piyasanın arz ve talebi bu inşaatta ki resmi ücretin altına düşünce haliyle insanlar oraya meyl edeceklerdir. Peki bunun ölçütü nedir? Bunun ölçütü mevcut çalışma mekanlarını ortaya koyan para değerleridir. Yani emeğimizi değerlendirdiğimiz çarşıda ki biz buna emek çarşısı diyelim işte burada demir ve buğday parası geçer. inşaat/imar sektöründe ise toprak parası geçerlidir. Sabah kalktığıunda bir adam internetten para değerlerine bakar ve buna göre çalışmaya gider. Şantiye veya çarşı burada yaptığı iş elbet bir işyerinde meydana gelecek ve bu mekanda ürün elde edilecektir. Bu ürün ise daha sonra ambarda toplanır ve bu ürün karşılığında senet alır.

Bu senedin ehemmiyeti nedir diye sorulursa şudur deriz.
• Mala karşılık çıktığı için enflasyonu engelleyecek
• Enflasyon englleneceği için fiyat anarşisi duracak
• Mallar bekledikçe zarar olursa bu ortak ambardan pay hesabıyla sübvance edilecek
• Piyasada mallar değil sened dolaşacak ne mal zarar görecek ne de daha fazla bir nakliye masrafı binecek. Bugün ise en büyük sorun malın sürekli dolaşması ve bozulma yerine göre eskime(amortisman) sorunudur.
• Ve bu sayede fiyatlar ucuzlayacak ve hatta bekleyen dönemlik mallardan yüzde 2,5 vergi alınacak ve mal adamın elinde azalacak ve bunu çıkarmak için fiyatı o oranda düşürecektir.

Ambarda ki mal direk piyasaya kar elde edilmek üzere satışa sunulur. Pazarda(piyasada) sadece senet dolaşır. Ve o senetle malı almak isteyen ambara gider ve ambardan o senedin karşılığını alır. Satış ve satın alma işini devam ettirir ve döngü burada eve ulaşır ve oradan yine başlar .

Kooperatif ne yapar? Kooperatif dediğimiz şey aslında bir nevi banka görevi üstlenir. İşyerinde üretilen malın piyasaya akışını ve oradan döngü tamamlanışını söyledik. Bir de üretilen malın bankaya mevduat olarak yatırılma işini görür. Kooperatif, daha öz bir ifadeyle ifadelendirecek olursak zaman değişimini sağlar. Yani belli bir mevsimde çıkan ürünü başka bir bölge alır ve aynı ürüne ihtiyaç hasıl olduğunda diğer ülke ondan başka bir vakitte o ürünü alır mesela K. Amerika'da patates çıktı. Fakat G.Amerika nın da ihtiyacı var ve onda bu ürün yok. Kuzay Güneye bunu aktarır ve diğer mevsimde almak şartıyle işte bu kontrol mekanizmasını banka yani Adil Düzen de ki koopertaif üstlenir.

Kooperatif belli bir kamu payı alır ambardan zira topluma bu kamu payı Genel Hizmet olarak geri dönecektir. Kamu payı genel olarak yüzde 20'dir. Yarılama sistemine göre 10'a 5'e ve 2,5'e kadar düşer. Ve kooperatifin bir görevide inşaat için arsa ayarlamaktır. Arsayı kooperatif temin eder.