9 Ocak 2017 Sayı 116
Kudûrî; Kitabu'z-Zekât

 

 

                                               Kudûrî; Kitabu'z-Zekât

 

            “Kudûrî'nin -Et-Teshîl-ud'darûrî fî mesâil-il kudûrî- adlı sorulu cevaplı bir yöntemle yazdığı kitabının Kitab-uz Zekât adlı bölümün tercümesinin ilk kısmıdır. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 2. sınıf talebesi Abdülkadir Altınhan tarafından Türkçe'ye aktarılmış ve dipnotlarla yorum eklenmiştir.”

 

 

            Soru: Zekat kelimesinin sözlük/lugavî  ve terim/şer'î  manası nedir?

            Cevap: Zekat sözlükte temizlemek ve nema[1] anlamlarına gelir. Şeriatta yani terim olarak ise zekat kelimesi “nisab sahibi mala sahip olan kimsenin Allah'ın fakirlere[2] teslim etmek[3] gayesiyle malından Şariin belirlediği miktarda malı malına karşılık olarak vermesidir.”

 

 

            Soru: İslam'da zekatın hükmü nedir?

            Cevap: Zekat; Allah'ın farzlarından bir farz ve İslam'ın rükünlerinden bir rükündür.[4] Allah bu meseleyi kitabında şu şekilde emreder. “Namazı kılı ve beraberinde zekatı verin”. Zekatın farz olduğunu inkar eden kimse kafirdir. Ve İslam milletinin[5] dışında kalır.



[1]Malın zekat diye isimlendirilmesinin nedeni şudur ki; zekat ile mal temizlenir ve yine şöyle isimlendirilmiştir mal işte şu sebeple de zekat diye isimlendirilir. Mal; zekat sayesinde artar ve nemalanır zekatın verilmesiyle aslında malda bir artış ve çoğalma olur. Bkz: “El-Bahru'r-Raîk  c:2 sf: 216”
Biz burada nemâ/artış manasını esas alıyoruz. Ç.N.(bkz. 5. Dipnot)

[2]Yani Allah'ın emrine imtisalen gelmiştir. Ve Allah'ın rızasına ermektir. Ve o temlik kelimesine müteallıktır.

[3]“Temlik” kelimesinin ikinci mef'uludur.

[4]Fukahâ'nın büyük bir çoğunluğu Allah'ın kitabında da geçtiği üzere Zekât'ı oruçtan öne almışlardır. Çünkü o, namazdan sonra ibadetlerin en faziletlisidir. Ve yine Allah kitapta 32 mevzuda onu namaza bitişik olarak zikretmiştir. Bkz. “Redd-ul Muhtar – Kitabu'z-Zekat”

[5]     “Haricun an Millet-i İslam”  tabiri ile kastedilen nedir? Sorusu sorulursa şayet müellifin zihninde onun “Din” anlamına geldiğinde şüphe yoktur.
         Ancak biz burada millet kelimesinin dinin inanç/religion kısmında algılamıyoruz. Bize göre bu kelime daha derinlikli ve inançtan daha da öte, metafizk değil fizik bir kavramdır. Kelime kök anlamıyla çuvalın ağzını kapatmak bağlamak anlamına gelir. Bu konuda İbn-i Manzur'un Lisân-ul Arab'ına bakılabilir. Kelime semantik gelişim ve değişim çerçevesinde “imza atmak” “bi yazıyı mühürlemek” anlamlarında da kullanılmıştır. Bu aslında bir şeye resmiyet kazandırmak bir anlam katmak onu bir sözleşme öğesi kabul etmektir. Bu halde bu kelime bir dayanışma grubunu bir sözleşme ortaklığını daha da kurumsal manada bir “devlet” zihnini ortaya koyar ki zaten her devletin iki temel öğesi vardır. İnsanların sorunlarını çözen ve devleti organizasyon haline getiren teşkilat/namaz ve bu organizasyonun ve tebaanın sorunlarına kaynak aktarımı sağlayacak olan bir vergi/zekat her devletin esasını teşkil etmiştir. Ebû bekir (R.A.)'ın zekat vermeyenlere savaş açması ve onları mürtedd(hariç an milleti islam) ilan etmesi de bu kabilden sayılır.
         O zaman bu yazıda geçen “haricun an milleti islam” tabiri ile zekatın bir vergi olduğunu ve tevbe 60. ayette sarf yerlerinde ki harf-i cerr yorumlarıyla da bu meselenin bir hakikat olduğunu zekatın bireysel bir temizlikten öte toplumsal bir hareket olduğunu hatta kişinin malından eksilse dahi toplumda bir artış meydana getirdiğini bir hareket sağladığını görebiliriz. Müellifin zekatın manalarını verirken zikrettiği iki manadan nemâ kelimesini tercih edişimiz bundandır. Çünkü bekleyen malın zekatı bir süre sonra malı bitirir. Bu sebepten mal sürekli hareket halinde olmalıdır. Satılarak getiri sağlanmalı ve sürekli artış yakalanmalıdır. Bu sebebe ek olarakta zekatın 8 sınıfa dağıtılması neticesinde halkın alım gücü sağlanacak piyasada %2,5 – 5 arasında bi alım gücü sağlayacak tabir-i caiz ise çok az bir enflasyon yaparak piyasa genişlemesini sağlayacaktır.
         Müellifin terkibi ve bizim acizâne açıklamalarımızdan anlaşılan o'dur ki; Zekat kişilerle değil kurumla olur ve zekat bireysel bir ritüel değil toplumsal bir ibadettir/kamu görevidir. Siyasal bir eylem toplumsal bir ödevdir. Ç.N.