9 Ocak 2017 Sayı 116
"Yeniden Düşünebilmek" Hikayelerine Giriş

- Kısa Bir Modernizm İncelemesi - 

 
Kutsal bir toplumda değilim bu sebepten mensubu olamam 
modernizmi eleştirmem de postmodern olduğumu  asla ispatlamaz.”
                                          
 
Çoğumuz gündelik yaşamın dışında başka faaliyetlerle meşgul oluruz. Aslında bu meşguliyetimizde gündelik yaşamdır ya neyse. Bu faaliyetler insanın psikolojik anlamda kendini düşünebilmesi, anlamaya çalışması veyahutta yaşadığı stresten, yoğunluktan dolayı dinlenmeye çekilmesi olarak anlaşılırken. İlahiyat anlamında -ki burada ilahiyat din adamlarının söylemleri, dinin değil- kendini sîgaya çekmek olarak düşünülmekte psikoloji biliminin tarifiyle kendini düşünmek kısmına denk düşmektedir. Sosyolojik olarakta gerekli ihtiyaçların dışında başka faaliyetlerle meşgul olmanın kurumsal ifadesi ise boş zamanları değerlendirme kurumu diye nitelendirilmektedir.
 
Bu tariflerin hepsi modern dünyanın bize dayadığı ya da dayattığı mefhumlar bunların doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışacak değilim zira benim burada anlatacak olduğum şey aslında burada ifade edilen genel olarak boş zamanları değerlendirme meselesine getireceğim açıklama ve bunların hepsinin bana göre “kültür” kelimesiyle ifade edilebileceğidir. Burada ki kitap okuma faaliyetlerinden bilimlere yüzeysel bir dokunuştur.

Malumunuz olduğu üzere modernizm sanayi inkılabıyla sosyal anlamda ortaya çıkan bir olgu. Yani öyle halkımızın büyük bir kesiminin zannettiği gibi modernlik üstün ve üst bir değer değil. Sadece geleneksel-kutsal toplumdan, toprağa dayalı ekonomi ve itikad biçiminden; makineye, insana dayalı bir iktisad ve itikad biçimine yönelmenin adıdır. Hatta modernizm; o kadar da aşağılıktır ki geleneksel toplumda insan kendisinden güçlü aşkın ve farklı bir varlığa tapınırken bu toplumda sadece daha çok sermayesi olan kendisi gibi hatta kendisinden de sıska olması mümkün olabilen bir varlığa insana/insancıklara tapınmaya başlanmıştır. Bunun adına kapitalizm denmiş bunun örtülü yüzü ise kendine değer verme kendine bakma ve kendine tapma olarak “hümanizm” peygamberiyle beslenmiştir.
 
E haliyle bu dönemde bu boş zamanlarımızı değerlendirmekte emeğimize olan bir saygı hatta makineye sahip insana, emeğe, bireye sunulan bir kurban olarak nitelendirilebilir. Bu noktada modern dünyanın ibadeti benim kültür diye ifade ettiğim boş zamanları değerlendirme kurumu ve “tatil” olacaktır. Çünkü toprağa dayalı geleneksel toplumda her türlü güç, yağmur yağdıran, güneşi doğuran ve batıran yüce “Yaradan”a onun verdiği rızıklardan dolayı bayramlarımızda ona, onun adına  halka, kamuya bize bahşettiği rızıktan dolayı kazandığımızdan kurban edip, sadaka dağıtarak bir ibadeti bayram havasında geçirirken. Kendimizle beraber halkı dinlendiri ve mutlulğa kavuştururken. Bugün aynı bayram ve boş zamanlar nefsimizi dinlendirmek adına tatillere plajlara ve yazlıklara gitmek oldu. Bu günler ibadet kadar önemli ve bayramlar ve tatillerde ibadet havasında geçti. Çünkü burada bu dönemde rızık bedenlerimizle emeğimizle insan ile kazanılıyordu ve sadece insana hürmet edilmeliydi yani nefsimize. Çünkü “ben” kazanıyordu ve sahipti ve o yaşamalıydı. Bu sebepten kurbanlarımızda, sadakalarımızda geçirdiğimiz vakitler ve nefsimize harcadığımız paralar olacaktı. Buna da kutsadığımız “kültür” kelimesiyle karşılık bulacaktık, tatil kültürü, seyahat kültürü, kitap okuma kültürü vs. gibi.
 
Bu vakitler bizim dinlenmemizi, daha çok kazanmamızı, bireysel olarak takılmamızı ve kendimizi düşünebilmemizi sağlayacaktı. Kendimizi düşünebilmek adına da bu dönemin  kitapları da ya birşeyleri tanımaya giriş veya da bir bilimin giriş kitapları olacaktı…
 
Bu paragraflar sadece gerçeği koymak adına yazıldı. Doğruyu ya da yanlışı değil. Ve tüm kitapların inadına bizde modern bir uslupla modernleri anlamaya giriş diyerek bir ironi yapmaya kalkıştık, tavşanın dağa küsüp dağın haberi olmaması misali.
 
He şunu da söylemeli modernizm, kapitalizm, hümanizm, demokrasi vs. sanayi inkılabının tüm ürünlerinin bir özelliği de kendisine yöneltilen eleştirileri absorbe etme, soğurma özelliğine sahip olmasıdır.
 
Artık bugünü anlamak adına yazdıklarımız mı daha önemli olur yoksa geleceği inşâ etmek adına yazacaklarımız mı ?