9 Ocak 2017 Sayı 116
Yeniden Düşünebilmek Hikayelerine Giriş - III

 

Modern dünyada değişen akrabalık bağları
...
Bir kerre de, mâmûre-i dünyâ, o zamanlar.
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
....
Muhammed AKİF ERSOY
 
Sosyal, siyasal, ekonomik ve ahlakî hayatın ekonominin görünen yüzüyle değişmesi insanların hayat şartlarını farklı bir değirmende bulması haliyle o değirmende kendisini öğütmesine yol açtı. Evvel emirde belirttiğimiz iki yazıda olduğu gibi değişen dünya kendini yeni değerlerle kurmaya başladı çünkü bu zorunluydu. Değişim yer yer kendini gelişme olarak tanımladıysa da değişemeyenler için bu bir yozlaşma ya da değersizleşme olarak algılandı. Bunun sebebi neydi peki?
 
Değişimin gelişme olarak algılandığı yerler değerlerin zaten teknik üzerine kurulduğu ve hukukun oluşturulmadığı yerlerdi. Bu yeni dünyanın da hukukunu oluşturmadılar ve ahlak, hukuk, sosyallik adına konuşanlarda değişimden hukuk bulamayınca eski hukuklarının usulüyle yeni bir hukuka kapı açmaktansa hukuku oluşturmanın, ictihadın kapısını kendi hayatları nazarında ebediyyen kapatılar.
 
Bu hülasa yeni-leş-en dünyanın yenil(-en)miş yüzünü bir yönüyle tanımlamaktı. Bu dünyada insanların akrabalık ilişkileri nasıldı peki? Öyle ya insanların dinlenme kültürlerini, tanrı ve din algılarını anlattık bu yazımızda da akrabalık bağlarına biraz bakalım eski dünya ve yeni dünya nazarından yola çıkarak.
Eski dünyadan kastımızın tarım toplumu olan geleneksel, kutsal toplum olduğu aşikar bu toplumdan yola çıkarak baktığımızda akrabalık bağları kan bağına ve soya dayanıyor. Neden?
 
Çünkü insanlar tarlada çalışırlardı evleri işyerleri ile bitişik ve hatta yapışıktı. Ve doğan çocuk işini yaşayarak öğreniyordu, oynayarak, büyüyerek ve işinin sahibi oluyordu kardeşler bir arada oluyor tarla bölünmesin parçalanmasın diye ortaklık devam ediyor ve evler genişliyordu hatta öyle ki odaları bir ev niteliğindeydi. Beraberinde gelen şey ise akraba evlilikleri oluyordu. Akraba evlilikleri aslında bizatihi kültürle değil ekonomi ile girişik bir durum kültü sadece bunların bir bileşkesinden ibaret. Tarlalar bölünüp parçalanıp ürün azalacağına kardeşler çocuklarını everip miras yoluyla kalan topraklar birleşiyor ürünler aynı yoğunlukta ve çoklukta devam ediyor tabi ceteris paribus1 olarak bakılınca. Haliyle bu durum akrab evliliğini kaçınılmaz duruma getiriyor ve hatta bundan da ötesi tarıma dayalı toplumlarda kardeş evlilikleri dahi görülmüştür.2 bu meseleye İran'ın kadim hukuku diyebileceğimiz zend-avesta'dan örnek verilebildiği gibi aslında insanlık tarihinin ortak atası Adem Peygamber'den de verilebilir, zira o da ikiz doğan çocuklarını eşleştirmeli olarak evlendirmiştir.3 Bunun yanısıra da ölen bir kocanın ardından gelinin o aileden biri yani kocanın kardeşiyle evlenmesi meselesi de vardır bu da Anadolu'da yaygın olan durumlardan biridir. Başta ifade ettiğimiz tarla, miras ve buna ek başlık parası meselesinden dolayı. Bu mevzuda modernleşme çabasında olan Türkiye'de eleştirel bir film vardır. Türkan Şoray'ın başrolunu oynadığı “Sultan Gelin” filmi.4
 
Geleneksel toplumun evlilik ve akrabalık bağının yakın ve kanbağına dayalı olduğunu ekonomik ve sosyal koşullarla izah ettik. Bu durumun endüstriyel modern toplumda değişimi de kentleşen toplumların artık ekonomik birliktelikler kurması ve akrabalık bağları artık kanbağından çıkıp ekonomik duruma kayması ile olmuştur artık fabrika işçileri bir akraba, zengin patronlar bir akraba, öğretmenler, siyasiler birer akraba olmuştur kanbağının yerini toplumsal statüler almıştır. Aileler bu dönemde geniş aileden çekirdek aileye evrilmiştir. Büyük evler kendisini apartman dairelerine ya da şehre yeni göçen insanların oluşturduğu gecekondulara terketmiştir. 
 
Geçmiş dönemde, geleneksel toplumda nasıl başka bir köyün kızı istenmezse bu devirde de zenginin kızını fakir oğlan istememiş fabrikatör babalar işçi gelinler istememiştir. Bu dönemi de anlatan 1970 ve 1980 yapımı türk filmleri çok vardır. Modern toplum kendi statüsünü akrabası edinmiştir.
 
Modern toplumda bugün Postmodern bir döneme geçmekte ve yeni yeni bilgi toplumuna evrilmekte, bu devirde de akrabalık bağları yine statü ve ideoloji eksenli olacak lakin bir farkla ideolojiyi belirleyen ekonomik statü değil kültürel statü olacaktır. İnsanlar kendi kültürel ve düşünsel yapılarına göre insanlarla birliktelikler kuracak ve hatta aileler oluşacaktır. Bundan daha ötesi bir toplumda ise yani modern ve postmodern arasında bulunan geçiş toplumunu bu şekilde görmekteyiz peki ya tam manasıyla postmodern bir topluma bilgi toplumuna evrilen süreçte insanların beraberlik, akrabalık bağı nasıl olacak kim bilir?
 


1Ceteris paribus: iktisatta bir deyim diğer faktörleri sabit varsayıp tek bir faktör ile kurulan ilişki. Bu yazıda toprak faktörünün ürün ile doğrudan ilişkisi hesaba katılmıştır.
2Bkz: Mahmud Es'ad, Seydişehrî – Hukuk Tarihi, İran Kadim Hukuku sf. 129
3Tüm dinler tarihinde geçen ortak bir kanı belki de mitostur.
4Sultan Gelin; senaryo;Halit Refiğ 1973 yapımı... http://www.sinematurk.com/film/1127-sultan-gelin/