9 Ocak 2017 Sayı 116
İlm-i Servet: Sermaye I- Münif Paşa

 

Servetin vesait-i tahsiliyesi üçtür. Birincisi “kuvva-i tabiiyye” , ikincisi; “sa’y-i insanî”, üçüncüsü “sermaye”dir.  Sermaye olmadıkça diğer ikisiyle bir şey hasıl olmaz. Kuvva-yı  tabiiyye ile sa’y ve amelden balâda bahsedilmişti. Burada sermayeden bahsedilecektir.

 

Sermaye, teşebbüsat-ı sanaiyyenin mahsuldar olmasına medar olacak her türlü esbabdır. Esbab olmazsa mesela; ikincinin âlât-ı ziraiyyesi, öküzü ve tohumu bulunmazsa arzın kuvve-i inbatiyesinden ve kendinin sa’y ve amelinden asla istifade edemez.

 

Halk lisanında sermaye denildiği gibi hemen akçe akla gelir, fakat her türlü teşebbüsatta akçe sermaye değildir, bir miktar akçe lazım ise de sermayenin cüz-i azamı âlat ve esbabdır.

 

Sermayenin husulü artırmak ile olur. Yani insan tarik-i muhtelife ile tahsil ettiği şeylerin bir miktarını istihlak ve bir miktarını idhar eder, işte sermayenin usulü budur. Vakı’an herkesin elindeki sermayeyi kendisi arttırmamıştır, bazen miras kalır veya bir kimse ona hibe eder. Fakat bunların da aslı artırma iledir. Murisi veya vâhibi arttırma tarikiyle tedarik etmiştir. İnsan eline geçen mahsulatın kaffesini sarfederse hiçbir vakit servet sahibi olamaz. Eğer mahsulatın bir miktarına kanaat edipte bir miktarını idhar ederse kendinin sa’y ve ameline vasıta-i tahsil ve yeni bir kuvvet ilave etmiş olur. Sermayesi tezayüd ettikçe iki kat tahsile başlar. Ve’l hasıl sermaye tekessür ettikçe insanların sa’y ve amelleri dairesi tevessü eder. Vahşilik halinden medeniyyetin bu derecesine kadar tedricen vukua gelen terakkiyat bundan neş’et etmiştir.

 

Sermaye de sanata göredir. Bazı teşebbüs-ü sanayide sermaye pek az bazısında pek çoktur. Mesela terzinin sermayesi bir endaze ile bazı cüz’i şeylerden, odun yarıcının sermayesi bir baltadan, baca süpürgecisinin sermayesi bir süpürgeden ibarettir. Lakin bazı sanatlar vardır ki külli sermayeye tevakkuf eder, madencilik etmek veya top ve alât-ı bihariye dökmek gibi.

 

Esbab olmazsa kuvve-i tabiiyyenin asla faydası olmayacağı balâda beyan olunmuştu. Fi’l vaki’ bir fabrikada sermaye tabir ettiğimiz esbab ve alât selb edilecek olsa suyu kesilmiş değirmen gibi herkesin eli böğründe kalır, el-yevm Avrupanın derece-i temeddünü malumdur, eğer herhangi bir sebepten dolayı ellerindeki alât selb edilse ân-ı vahidde cümlesi fakr ve mezellete duçar olur. Vakıa bu sermayelerin menba’ı akıl ve marifettir. Ulum ve maarif mevcud oldukça yine sermaye meydana getirilebiliyor fakat yeniden sermayenin tedarik edilmesi bir çok vakte muhtaç olur.