9 Ocak 2017 Sayı 116
İlm-i Servet: Sermaye II - Münif Paşa

 

Bir teşebbüs-i sanaiye de sermaye denilen şeyler onun mütevakkıf olduğu mağaza ve dükkan binası ve alât ve edevât ile ham eşya ve ameleye verilen veya verilmek üzere olan nukuddur.

 

Sermaye iki kısma taksim olunur; biri demirbaş sermaye, diğer mütedâvil semayedir. Demirbaş sermaye istihlak olunmaksızın  müddet-i medîde kalan şeylerdir, mütedâvil sermaye bir şekilden diğer şekle giren şeylerdir. Bir fabrikanın binası ve onda müsta’mel olan âlât ve edevât demirbaş kabilindendir ki yavaş yavaş mürur-i zaman ile bozulur. Bir ekmekçinin fırın teknesi, terazisi, küreği demirbaştır lakin yaktığı odun, kullandığı un ve tuz mütedavil sermayedir. Tüccarın sermayesinin ekseri ikinci kısımdandır. Onun demirbaş sermayesi az olur, olsa olsa bir mağazası bir terazisi ve bir yazıhanesi olur. Ama tüccarın mütedavil sermayesi satmak üzere olduğu malı ve satmış olduğu mal mukabilinde olduğu nukuddur. Bu nukud dahi bâzen ayn olur bazen poliçe olur bazen zümem gibi deyn olur.

 

Bu sermayelerin kaffesi ve hatta demirbaş kısmı dahi bazen tebdil şekl ederler fakat kıymeti yine bakidir. Kah ham eşya  derecesinde alıp ikinci derecede ameliyyat icrasıyla başka şekle ifrağ olunur.  Hasılı bir hakiki ham eşya vardır ki tabiatın verdiği şeylerdir, bir de izafi ham eşya vardır. Mesela pamuk hamdır onu bir nev’ tüccar  alıp iplik yaparlar, fakat çulhaya göre iplik dahi hamdır onu bu şekilde alıp bez yapar.

 

Ve bazı kere dahi sermayenin bir cüz’ü zahirde telef ve müstehlek olur ise de hakikatte müstehlek değildir, belki mahsulatta eseri zahir olur. Ekmekçinin yaktığı odun zahirde helak olur fakat kıymeti tabh olunan etmekte zuhur eder. Eğer asla eseri zahir olmazsa evvel vakit hakikat telef olmuş olur.

 

İnsanın elinde bulunan mahsulat-ı maddiyenin cümlesi üç kısma taksim olunur. Birincisi müstehlekât, ikincisi sermaye, üçüncüsü îrâddır. “Müstehlekât”,  doğrudan doğruya ihtiyacımızı def’ eden şeylerdir. İçinde sakin olduğumuz hane, giydiğimiz esvab, yediğimiz erzak bütün müstehlekât kabilindendir. “Sermaye”,  bi’l vasıta işimize yarayan şeylerdir, yani elimizde bulunup ta mahsul vücuda getirmek için vasıta ittihaz ettiğimiz şeylerdir. Bu sermaye pek ziyade lazım olup adeta menabi’ servetten birisi ve belki birincisidir. Fakat sermaye olduğu gibi işe yaramaz onu kullanmak icap eder. Bir derecede sermaye sahibi olan iki refikten birisi hüsn-i suretle isti’malî iyi bildiği cihetle diğerinden ziyade kazanır. Sermayenin hayırlısı müsmir olup yeni bir mahsul vücuda getirmeğe vasıta olandır. “İrâd”, bir teşebbüs-i sanayiede isti’mal olunmayıp yalnız temettu’ hasıl etmek üzere olan şeylerdir.