9 Ocak 2017 Sayı 116
İlm-i Servet: Makine Bahsine Dair - II Münif Paşa

 

Ve bir miktarı boş kalsa bile insanların çoğu maddiyat ile meşgul olmayıp umûr-i ma’neviye ile iştigal, ulûm ve fünûn ve edebiyat tahsil ederler. İnsanlar eski zamanda yekdiğere esir muamelesi ederlerdi, ve mesela şimdi buharın gördüğü işi o vakit esirlere gördürüp kürek çektirirlerdi. Veya Amerikalılar gibi onları a’mâl-i şâkkada kullanırlardı.

                İşte makine sayesinde mahlukat  arasında insan şanına, kemalatına layık makama geçer. Ve insanların bazısı diğer bazısını uşak ve esir tutacak yerde hepsi sınıfına layık bir makama suud edip kuvvâ-yı tabiyeyi esir makamında istihdam, su ve buhar ve elektrik ve rüzgara hükmederler.  Ve bu kuvvâ-yı tabiiyye sayesinde hayvanların göreceği işleri dahi makinelere gördürüyorlar bu sebepten makine isti’mâli hem insanları esirlikten  ve hem hayvanları ameliyyât-ı şakkeden kurtarıyor.

                Bazıları dahi makinelerden neş’et eden kazalardan şikayet ederler. Kiminin eli kesilir, kiminin gözü kör olur, bu gibi kazalar eksik olmaz. Lakin bu da makine isti’mâl olunmasını icâb etmez çünkü dünyada mahzursuz hiç bir şey yoktur.(Büyük hayırlar yanında bazı kere küçük şerler bulunur) derler. Bu mekûle muzırratlardan avam şikayet eder, amma havas onun çaresini teftiş eyler, o faideleri muhafaza ile beraber kazaların mümkün mertebe def’i çaresini istihsale çalışır. Mamafih gerek makasıdı gerek vesaitte yalnız bir cihetini mülahaza etmek kâfi değildir, hem faide ve hem mazarrat cihetini düşünmelidir. Eğer mazarratı ziyade olup def’i çaresi bulunmazsa evvel halde kabul olunmayıp red edilir.makineyi mücerred makine olduğu için istemiyoruz, belki faidesi için taleb ediyoruz eğer bir makinenin mazarratı galip gelirse hiç lüzumu yoktur.

                Vâkıan  bir fabrikada amele işleyip durur iken bir makine getirilirse birçok adamlar birden bire boş kalır, ve amele gürûhu ekseriya yevm-i cedid rızk-ı cedid olmakla cümlesi aç kalırlar. Onları bu vecihle sefalete düçar etmemek için bazı tedâbir icrâ etmelidir. Bir iş buluncaya değin iane etmeli veya yol yaptırmak gibi suhuletle icra olunur bir iş kestirip idare etmelidir.  Yahut bu babda münasip kanunlar vaz’ olunur şöyle ki fabrikacılar ameleye birden bire cevap vermeyip vaktiyle haber vermeli, veyahut fabrikadan çıktıktan sonra bir müddet muvakkate zarfında onların nafakalarını vereceğini taahhüd etmelidir. Mesela şu kadar müddet işlemiş olanlara on gün veya yirmi gün yevmiyesini  vermelidir. Avrupa’da hizmetkarların icarı ekseriya bu yoldadır, efendisi hizmetkarına birden bire izin vermeyip hiç olmazsa bir ay evvel izin vereceğiniz bildirir. Uşak dahi efendisini terk etmezden evvel haberdar eder. Efendi kendine bir uşak, ve hizmetkar dahi bir efendi tedarik eder. Amele hakkında dahi bu gibi tedabir icra etmelidir.

                Bâhusus amelenin açıkta kalmasıyla hasıl olan zarar hususi ve muvakkat bir şeydir. Halbuki makinenin fevaidi umumi ve daimidir. Misalen el ile yapılan çorap beş kuruşa iken bir makine ihdas edilip yüz paraya satılır(?) ise vakıan onunla meşgul olan adamların elleri böğründe kalır, lakin bunlar birkaç kişiden ibaret olup bi’l cümle memleket ahalisi (?) çoraba verdikleri akçenin nısfını kazanmış ve tasarruf etmiş olurlar, çoraplardan açıkta kalanlar ise bir müddet-i kalile zarfında meşakkat çektikten sonra bir rayiş bulurlar meşakkatleri bir taraf olur amma sair ahalinin istifadeleri daimdir ve daimi hayr için muvakkat bir şer ihtiyar olunur.

                Hulasa hiçbir mülahazaya mebnî makine isti’mâli terk ve ihmal olunamaz. Çünkü bunun faidesi ve hayrı umumi, ve mazarratı olsa bile hususidir. Faidesi ve hayrı umumi, mazarratı olsa bile hususidir, ve menfaati daimi mazarratı muvakkattır. Bu hususi ve muvakkat mazarratları tedabir hikmetine ile ta’dil etmeğe çalışmalıdır. Hususiyle bu makinelerin husule götürdüğü hayr amele talkına da aid olur çünkü onlarda elbiseye vesair şeylere muhtaçtır umum ahali sırasında onlar dahi istifade ederler.

                Makinelerin nazariyatı onlarda(?) bi’l fiil tatbik olunmuştur. Makine icad olunmazdan evvel bir şehir halleri nasıl idi, sonra ne hale geldi, ve nüfusları nasıl atmakta idi, sonra ne hale geldi, ve nüfusları nasıl artmakta idi, şimdi nasıl artıyor, servetleri refahları ebniyeleri elbiseleri me’kulatve meşrubatları nasıl idi, sonra ne hale geldi? Bunlar hakkında istatistik yaptılar daima makine idhal olunan yerlerde ne derece makine isti’mal olunmuş ise refah ve rahatları o nisbette tezayüd ettiği sabit olmuştur.

                Avrupa’da en ziyade makine isti’mal eden millet İngilizlerdir. İngilizlerin nüfusu otuz beş milyon raddesinde olduğu halde şu kadar milyon insan kuvvetinde vapur kuvveti ve şu kadar elektrik kuvveti isti’mal ediyorlar. Sair memleketlerin husulleri kendi nüfusları nispetinde olduğu halde onların mahsulleri kendi nüfusları neden kat kat ziyade olarak yüzlerce milyon insan kuvveti nispetindedir.