9 Ocak 2017 Sayı 116
E.Erişirgil; Millî İstihsâl ve Maârif

MİLLÎ İSTİHSÂL VE MAÂRİF[1]

Yazan: Mehmet Emin Erişirgil[2]

Transkripsiyon: Abdülkadir Altınhan

 

Klasik iktisat kitapları; tabiat (doğa), insan/sa’y (emek), sermaye olmak üzere üç türlü iktisat amili(faktörü) sayarlar. Millî istihsali arttırmak için çareler aramayı vazifesi cümlesinden gören bir hükümet için bu üç âmil (faktör) muvacehesinde (çerçevesinde) ittihaz edilecek (ele alınacak) tedbirler vardır. Bu tedbirler bilhassa tabiattan istifadeyi azamî dereceye getirmek, insan sa’yinin istihsal kudretini arttırmak meselesi etrafındadır. Bu gayeyi istihsal için lazım gelen şerait içinde nakliyat ve şimendiferler (trenler) meselesi sermayenin tevzi (dağıtımı) ne kadar ehemmiyetli ise müstahsilin kuvvetini arttıracak bilgiyi temin eylemekte o kadar mühimdir. Onun için millî iktisat siyaseti, millî istihsali arttırmak meselesi aynı zamanda bir maârif (eğitim)  işidir.

Eğer Türkiye’de ki “tabiatı” ilmî bir surette bilmiyorsanız, eğer müstahsil insanlara sa’y kuvvetini arttıracak bilgi ve terbiye veremiyorsanız çok zaman bin bir fedakârlıkla yapılan nakliye vasıtaları istihsal üzerinde çok az semere verir. Bunun çok misali vardır. Eskişehir – Ankara hattı çok eskiden beri mevcuttur. Fakat bu hat güzergâhındaki köy hayatını hiç değiştirmemiştir. (?) vilayeti istihsalâtını sevk edecek yoldan büsbütün mahrum addedilemez. Fakat kim diyebilir ki bu vilayetin tabiî servetinden tamamen istifade olunmuştur? Vâkian bunda Lozan Muahedesiyle kurtulduğumuz iktisadî kapitülasyonların tesiri vardır. Ancak memleketin iktisadî seviyesinin bu halde kalmasında hiç şüphe edilemez irfansızlık mühim amil (etken) olmuştur. Hâlâ daha mühim bir amildir.

Onun içindir ki millî istihsali arttırmak meselesinin bir cephesi de devletin maârif vazifesine dayanır: Memleket toprağının ilmî tedkîki, her vatandaşa istihsal kudretini arttıracak asgari bilgi ve kabiliyetin verilmesi, bir maârif işidir. Çok zaman bu en basit hakikat, iktisat işiyle uğraşan daireleri alakadar bile etmemiştir. Ayrı ayrı maksatlarla getirilen iki ecnebi mütehassısı bu alakasızlıktan duydukları hayreti bana açıktan açığa söylemişlerdir : “Maârif Vekâletinin meslekî mektepler için getirdiği Belçikalı Mösyö Boiz Borgon mekteplerimizin bi’l hassa muallim mekteplerinin programından bahis eylerken iktisadî cephenin çok zayıf olduğunu söyledi. Yüzde sekseni ziraatçı olan bir memleketin muallim mekteplerinde – ziraat – derslerinin bu kadar basit tarzda tedrisi karşısında hayret etti.” Muallim Mekteplerinde ale’l ıtlak iktisadî malumatın çok noksan olduğunu söyledi. Bu malumatı daha iyi verebilmek için muallim bulamıyoruz dedim. “Memleket iktisadiyatıyla uğraşan daireler nasıl oluyor da kendi ellerinde ki meslekî mekteplerde sizin için muallim yetiştirmek tedbirini ittihaz eylemiyorlar” diye sordu. Ziraat Vekâleti; Prusya Tedrisat-ı Ziraiyye Müdürünü mütehassıs olarak davet etmişti. Bu zatta en çok umumi mekteplerin programıyla alakadar olmuş ve muallim mekteplerinde ziraat tedrisatı işini en ehemmiyetli bir mesele olarak görmüştür.

Millî iktisadın inkişafı hakkında tedbirler alırken onun en mühim şartı olan maârif işinde de seri hatveler (adımlar) atmak mecburiyetinde olduğumuzu hiç unutmamak icap eder. İyi bir maârif siyaseti sayesindedir ki vatandaş sa’yinin (emeğinin) kuvvetini arttıracak bilgi ve terbiye tamim edebilir (yayabilir). İlme kıymet vermek ve ondan istifadeyi bilmek sayesindedir ki Türkiye’nin tabii serveti ve istihsale müessir içtimaî şeraiti (şartları) tetkik olunabilir (incelenebilir). Muallim göndermediğiniz, muhat olduğu tabii kuvvetlerden istifade bilgisini vermediğiniz bir köyde istihsali arttırmak, oraya insani hayatı sokmak gayri mümkündür. Kezalik Türkiye’nin tabiatı, jeolojik vaziyeti tetkik olunmadıkça, memleket coğrafyası yapılmadıkça iktisadî inkişaf için müspet tedbir almakta çok zaman kabil olmaz (mümkün olmaz).

Bunun için bir taraftan Maârif Vekâleti memleket iktisadiyatıyla alakadar olan vekâletlerin muhtaç olduğu ilmî malumatı yapacak enstitüler tesisine ve orada ilim adamlarını çalıştırmağa mecburdur; diğer cihetten (yönden) ticari ve zirai hayatın inkişafıyla mükellef olan teşkilatta maârif müesseselerinde ki ilmî tetkiklerden kendilerinin istifade edeceğini düşünerek yardım eylemelidir. Ancak muhtelif teşkilatın birbirine bu suretle muavenet eylemesi sayesindedir ki millî iktisadın inkişafı kabil olur.

Geçen gün Karaköy Dârü’l Fünûnu Coğrafya Medresesinin riyaseti altında bulunan ilmî heyet Anadolu’nun bazı kısımlarında, bilhassa tuz gölü mıntıkasında jeolojik ve coğrafî tetkikte bulunmak üzere Ankara’dan çıktı. Karaköy Dârü’l Fünûnunun verdiği tahsisatla yapılan bu ilmî seyahat bittabi Leh âlimlerinin hedeflerine muvafık gelen cepheleri tetkike masruftur. Yarın bu heyet geçtikleri yerin jeolojisine beşeri coğrafyasına ait Lehçe eser yazacak, bu eser Almanca’ya, Fransızca’ya tercüme olunacak, bir coğrafya muallimimiz bunu görecek ve oradan aldığı malumatla mekteplerimizde çocuklarımıza bu mıntıkanın coğrafyasını okutacaktır. Belki bu malumata istinaden iktisadi tedbirlerde alacağız. Bu çok hazin değil mi?

İktisadi inkişafı düşünürken bunun şeraitinden biri de ilmî tetkikler ve ferdin istihsal kudretini arttıracak bilgiler ve terbiye olduğu fikri bizde yerleşir ve faaliyetimize müessir olursa maârif sahasında şimdiye kadar atılan çok faydalı hatveler daha kuvvetlenmiş olur.

 


[1]Bu metin Mehmet Emin Erişirgil'in Hayat Mecmuası adlı dergide çıkan eğitim yazılarından biridir. Abdülkadir ALTINHAN tarafından transkript edilmiştir. Hayat Mecmuası, Cilt 2, Sayı 41, Ankara, 8 Eylül 1927

[2]M. Emin Erişirgil (d. 1891, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu - ö. 1 Ocak 1965, Ankara, Türkiye), Türk eğitimci, felsefeci, yazar ve siyasetçi. 1911 yılında Mülkiye'yi bitirdi. İstanbul liselerinde öğretmenlik yaptı. 1915 yılında İstanbul Darülfünunun sosyoloji ve felsefe doçentliğine atandı, bir süre sonra profesör oldu. Milli Eğitim Bakanlığı Tâlim Terbiye Dairesi Başkanlığı ve Müsteşarlığı, Yüksek Muallim Mektebi Müdürlüğü, Siyasal Bilgiler Okulu Müdürlüğü ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Dekan Vekilliği ile VI. (Ara Seçim), VII. ve VIII. Dönem Zonguldak Milletvekilliği ile Gümrük ve Tekel, İçişleri Bakanlıkları yaptı. Evliydi. Yeni Türk harflerinin tanzimi ile görevlendirilen beş kişiden biridir.