27 Şubat 2018 Sayı 117 Sayı 117
İş ve ücret

            İnsanlık tarihinin iktisadi olarak tasnif edilmesi birçok şekilde farklı yaklaşımlar ile yapılmıştır. En eski nazariyeye göre insanlık avcılık, çobanlık ve çiftçilik aşamalarından geçmiş olarak kabul edilmektedir. Doğal ve zorunlu olarak her toplumun bu aşamalardan geçtiği kabul edilmekte, en ilkel toplum avcı toplum en gelişmiş olanı da çiftçi toplum olarak kabul edilmektedir.

            Bu temel nazariyenin yanında tasnif yapan başka düşünürlerde olmuştur. Roscher tasnifine göre insanlık ; “Tabiat unsurlarının egemen olduğu aşama, Emek unsurlarının egemen olduğu aşama, Kapital unsursunun egemen olduğu aşama” şeklinde üç ayrı aşamada tasnif edilmiştir.

 Bunun yanında Bücher’in tasnifinde insanlık ; “ Kapalı ev ekonomisi, Şehir ekonomisi, Milli ekonomi” şeklinde sınıflandırtmıştır.

Bir başka tasnif ise Hilderbrand’ın tasnifidir. Bu tasnif ;”Tabii ekonomi, Para ekonomisi, Kredi ekonomisi” şeklindedir. Tabii ekonominin hâkim olduğu dönemde her iktisadi ünite kendi ihtiyacına yetecek servet ve hizmeti kendi üretmekteydi. Bazı durumlarda ihtiyacı olan diğer malları temin etmek için mübadeleye başvurulur anacak mübadelede bir aracı kullanılmazdı. Para ekonomisi aşamasında ise mübadele çoğalmıştır. Genişleyen mübadele hacminin yanında bir mübadele aracı olan para kullanılmaya başlamıştır. Kredi ekonomisi ise Hilderbrand’a göre son aşamadır. Bu aşamada ise paranın yanında kredi önemli rol oynar. [1]

İnsanlığı iktisadi açıdan tasnif eden bu örneklerin ardından adil düzenin bu tasnifi nasıl yaptığı konusu önem kazanmaktadır. Adil düzenin tasnifi sayılan tasniflerin herhangi biri ile tam örtüşmese de tam anlamıyla bu tasniflerin dışında bir tasnif olarak değerlendirilemez. İlk insan ile başlayan bu tasnif Hz. Âdem’i ilk insan ve insanlığın atası olarak kabul eder. İlk insandan günümüze geçen süre içinde insanlığı iktisadi açıdan beş kademede tasnife tabi tutar ve bunun yanında önümüzdeki bin yılda hâkim olmasını öngördüğü altıncı bir aşamayı da zikreder.

Bu tasnife göre insanlık;

a)      Toplayıcılık

b)      Avcılık

c)      Çobanlık

d)      Tarım dönemi

e)      Sanayi dönemi

f)       Ortaklık dönemi

Şeklinde tasnif edilmiştir. Toplayıcılık döneminde insan herhangi bir üretim yapmaz iken ihtiyaçlarını meyve toplayarak karşılamıştır.[2] Meyvelerin ihtiyacı karşılama noktasında yetersiz kalması avcılığın gelişmesine sebebiyet vermiştir. Avcılık ile azalan hayvan sayısının bir diğer aşamayı tetiklediği ve tarım döneminin geldiğini kabul etmektedir. Tarım ile birlikte yerleşik hayat başlamıştır. Tarım dönemi toplumunda üretim ihtiyaçların karşılanması için yapılmaktaydı. Ticaretin gelişmesi, mübadele aracı olarak paranın kullanılmaya başlanması sanayi dönemini hazırlamıştır. Sanayi dönemine geçildiğinde ise insanlar artık ürettiklerini tüketmemektedir. Sanayi dönemi insanlığa işçilik kavramını getirmiştir. İşçilik sanayi dönemi toplumunun sorunudur ve modern dünya bu soruna çözüm bulamamaktadır. İşte altıncı dönem olan ortaklık dönemi adil düzene göre bu problemi çözecek ve insanlığın gelişimi bu şekilde devam edecektir.

            Ortaklık sisteminin yenidünyanın anlayışı olacağı teorisi adil düzenin temel ekonomik teorisidir. Her yeni çözümde olduğu gibi ortaklık sistemi de kendi sorunlarını kendisi ile birlikte getirecektir. Bu problemlerin çözülmesi ile ancak insanlığın bu sistemi benimsemesi mümkün olacaktır.

Ortaklık sisteminde iş ve ücret hususunun irdelenmesi aşağıdaki sorularının yanıtı il netleşecektir.

1.      Kim?

2.      Kiminle?

3.      Ne?

4.      Ne kadar?

5.      Ne ile?

6.      Nerede?

7.      Ne zaman?

8.      Nasıl?

9.      Ne karşılığı?

10.  Hangi güvence ile?

İşletmede bu on soruya yanıt bulunmalıdır. Bu soruların yanıtları verildiğinde günümüzdeki işsizlik sorunu büyük anlamda çözülmüş olacaktır. Cari düzende işçinin işverene bağımlılığı söz konusudur. Bu zorunluluk işçilik anlayışının bir sonucudur. Yapılması gereken işçinin işyerine ve işverene olan zorunluluğunun değiştirilmesidir. Bu husus yasalar ile düzenlenecek bir konu değildir. Çalışanlara öyle şartlar altında çalışma imkânı sağlanmalıdır ki; çalışan istediği gün başka iş yerinde çalışma hakkına zarara uğramadan sahip olmalıdır.[3] Günümüzde asgari ücret ve grev hakkı gibi ilk bakışta işçi hakkı gibi görünen kavramlar derinlemesine irdelendiğinde sermayenin korunmasını sağlamaktadır. Belirlenen asgari ücretin altında işçi çalıştırmanın yasak olması küçük işletmelerin işçi maliyetlerini kaldıramaması demektir. Buda büyük firmaların kredi desteğinin yanında asgari ücret kısıtlaması ile etkinliğini artırmaktadır. Asgari ücretin altında bir fiyatla işçi alamayan küçük müteşebbis iş yerini kapattığında işsiz sayısı artacaktır. Dolayısıyla asgari ücret işsizliğin bir nedenidir diyebiliriz. Küçük işletmelerin kapanması tekele doğru giden cari düzenin bir sonucudur. İstenen herkesin büyük işletmelerin işçisi olmasıdır.

Adil düzende ücret serbest anlaşmalar ile belirlenir. İsteyen istediği fiyat ile istediği yerde çalışır. Ancak belirlenmiş bir resmi ücret vardır. İşçiye bu ücret üzerinden çalışma kredisi verilir. İşçi aldığı bu kredi ile istediği iş yerinde çalışır. İş yeri ile yaptığı anlaşma serbesttir. Resmi fiyatın üstünde ya da altında bir fiyatla iş yerinde çalışabilir.

 

KAPİTALİZM

SOSYALİZM

İLKEL EKONOMİ

ADİL DÜZEN

FİYAT VE ÜCRET

SERBEST

BELİRLİ

SERBEST

RESMİ ÜCCRET, SERBEST

 

 

Kapitalizmde fiyatlar serbesttir ancak uygulamada fiyatları sermaye belirler. İş bulamayan işçi işverenin belirlediği ücretle çalışmak zorunda kalmaktadır. Dolayısıyla serbest olan fiyat ve ücretler sermayenin belirlediği bir serbesti ile uygulanmaktadır diyebiliriz. Sosyalizmde ücretleri devlet belirler. Kapitalizm ile ayrıldıkları nokta budur birinde sermaye diğerinde devlet ücretleri belirler. İlkel ekonomilerde de fiyatlar serbesttir. İlkel ekonomide fiyatları halk belirler. Adil düzende belirlenmiş bir resmi ücret vardır ancak bu ücret zorunlu değildir. İsteyen istediği ücretle istediği iş yerinde çalışır. Yalnız emekli maaşları ve çalışma kredileri resmi ücret üzerinden verilir.

Resmi ücretin belirlenmesinde çalışma günleri ve kişinin ilmi derecesi belirleyici faktörlerdir. Kişinin ilmi derecesi ilmi dayanışma ortaklığı tarafından belirlenir.

 

 



[1] Güçer Lütfi, İktisat Tarihi, Fatih Gençlik vakfı Matbaa işletmesi, İstanbul, 1976,ss.22-27

[2] Bu varsayıma göre ilk insan olan Hz. Âdem dünya üzerinde meyvelerin bol olduğu bir yerde yaşamış olmalıdır. Süleyman karagülleye göre bu yer güney Afrika civarında olmalıdır.

[3] Kişi akşam internetten ertesi gün hangi işlerin yapılması gerektiği ve hangi bedelin o işler için verildiğini takip eder. Yüksek fiyat veren işletmeye çalışacağını beyan eder. Ertesi gün kişi o işi yapmakla mükelleftir yapmadığı takdirde kişinin dayanışma ortaklığı doğan zararı karşılamakla mükelleftir.