9 Ocak 2017 Sayı 116
Tasarruf

 

 

 İşyeri açığımız var. İşçi çok  a) İşyerimiz yok (Hisse senedimizin payını yükseltiriz).

                                                           b) Pazarımız yok (İşletme senedimizin fiyatını düşürürüz).

 İşçi, açığımız var                   a) Ortağımız az (Hisse senedimizi düşürürüz).

                                               c) Ücretimizi düşük (İşletme senedimizi pahalandırırız).

 

Fitre: Bir insanın bir günlük yiyeceğine fitre diyoruz. 2 kilo buğday ile tanımlıyoruz.  Canlıların temel ihtiyacı yiyecektir. İnsanda canlıdır. İnsan ayrıca giyime muhtaçtır. Onu da yiyeceğe kıyas ederiz.

Ücret: Bir işçinin bir günde ürettiği fitre miktarına o işçinin ücreti denir.

Fiyat: Bir malın üretilmesi için gerekli işçiliğe o malın fiyatı denir.

Ücret Belgesi: Çalışanın verdiği emek karşılığı aldığı fitre belgesidir. Yani topluluktan o kadar fitre alacaklıdır, demektir.

Fiyat Belgesi: Çalışanların aldığı ücret belgesi mağazalarda fiyat belgesi olur. Aldığı mala karşı iade edilir.

Para: Ücret ve fiyat belgesi yeniden ücret belgesi olarak kullanılırsa o para olmuş olur.

Para Döngüsü: Para, işverenden işçiye, işçiden mağazaya, mağazadan tüccara, tüccardan işyerine gider ve döngüsünü tamamlar yeniden döngüye girer.

Mal döngüsü: Para, işyerinden halka halktan mağazalara mağazalardan tüccara tüccardan işyerine dönerken, emek halktan işyerine gider mala dönüşür, mal olarak tüccara gider, tüccardan mağazalara gider, mağazalardan halka gider. Böylece ortak üretim yapılır ayrı ayrı tüketilir. Ve emek mala dönüşmüş olur.

İdeal Piyasa: Bir çevrede, nüfus ile iş yeri birbirine eşittir. Herkes çalışıyor. Üretilen malların tamamı tüketiliyor. Yani    Ücret* Emek = Fiyat* Mal

Kısa Dönem: Bir yıl içinde üretilen mallar en çok ertesi yıl tüketilir. Malların bilhassa yiyecekler daha fazla saklanmaz.

Uzun dönem: İşyerleri kısa zamanda yetiştirilemez. Nüfus da kısa zamanda çoğaltılamaz. Onlar için yatırım yapmak gerek.

Kısa dönemde denge: İşyerleri az nüfus çoksa fazla işçi var demektir. Onlara işyeri bulmak gerek.  Artık emeğe iş bulmamız gerek.

İşyerleri çok nüfus azsa o zaman da işyerlerine işçi yetiştirmemiz gerek. Nüfus artırmalıyız.   Denge böyle oluşur.

Doğal Para: Gümüş yerli paradır. Taşınması zor olduğu için ancak içte kullanılır.

Altın Para: Altın para ülkeler arası paradır. Kolay taşındığı için geçerlidir. Kıymetli olduğu için ülke içinde kullanılmaz.

Artık Emek: Bir ülkede ücret çok fiyat azsa, ücret belgeleri birikecektir. Artık emek vardır, demektir. İşsizlik vardır.

Mallar satılamıyor: Artık emeğimiz var, işyerimiz de var. Ama ürettiğimiz mallar çok geldiği için satamıyoruz. Yeni işyerleri kuramayız. Çünkü var. Ürettiğimiz malları dışarıya satarız. Satamayız. Çünkü onların bizden bu malları almaları için bizim onlardan bir şeyler almamız gerek. Alamayız çünkü ihtiyacımız yok. Yapılarımız fazla, mallarımız da fazla. Tek çıkar yol, ihracat yapıp altın ithal etmemiz. Altını yığmamız. Bu arada çocuklar doğar. Nüfus artacak, işçi çoğalacak. O zaman daha fazla üretme imkanımız olacaktır. Nüfusu artıramadığımız için tüketim mallarımızı dışarıya kredi olarak veririz. Bunu da altın almak suretiyle sağlarız.

Altında denge: Yeter işyerimiz var. Ürünler bol. Gümüşün değeri yüksek. Altın ucuz. Halk altın alıp depo eder. Böylece altına talep artar. Dışarıdan altın gelir.  Mallar ihraç edilmiş olur denge kurulur. Nüfusumuz arttı. İşteki üretim yetmez oldu.  Gümüşe ihtiyaç artar. Altın ihraç edilir. Dışarıdan mal gelir. Böylece altın almakla verdiğimiz emanet mallar geri döner.

İşyerimiz Az: Fazla emeğimiz var. İşyerimiz yok. Bu takdirde artık emeğimizi yeni işyerlere yöneltiriz.

Yatırma girişiriz. İşçilerin ücretleri yükselir. Gümüş kıymetli olmaya başlar. Halk altını biriktireceğine gümüşü biriktirir. Yani inşaata parayı yatırır.  İşyerleri meydana gelir.  Tesisler bitince işçiler tesislerde çalışmaya başlar. Halk üretimde iş bulmuş olur. Gümüşün değeri düşer. Halk altın biriktirmeye başlar. Yani nüfus artmaya başlar.

Doğal denge: Altınla gümüş arasında kurulan denge aynı zamanda ihracatla ithalat arasında dengeyi kurar. Gümüş kıymetli ise yatırıma gidilir. Ülkenin imarı artar. Buğdayın fiyatı düşer. Bu sefer nüfus artar. Altın kıymetli ise işyerleri çok ama nüfus azdır demektir. Bu sefer altın kıymetlenir. Nüfus artırılır.

Değişik paralar: Bugün altın ve gümüş dengeyi sağlayamıyor. Yerine başka paralar girmiş bulunuyor.

Altın Para: Ülkede emek ve işyerleri fazla artık emek ihracatta değerlenecektir. Altın para ülkeye girecektir. Dünya üzerinde malları stok etmiş olacağız. Altın paramız var zenginiz, Refahımız artar. Altın Parayı insanlık çıkarır.

Toprak Para: Ülkede işyerlerimiz yok. İşsizlik var. Kiralar yüksek. O zaman toprak para kıymetlidir. Halk toprak parasını depo eder. Ülke içindeki yatırımı finanse etmiş olur.

Demir Para: Demir parası altına göre ucuzsa anlamı inşaat malzemesi dışarıda pahalı ülkede ucuz demektir. O zaman ihracat yapılacaktır. Halk demir parasını verip altın parasını almak ister. Altın para demek elde ekmek demek ihracat yapma demektir. İnşaat malzemesi ihraç edilir.

Buğday parası: Buğday parası altın parasına göre kıymetli demek, tarım ürünleri ülke dışında kıymetli demek halk tarım ürünlerini üretir ve ihraç eder. Buğday parası pahalı demek buğday pahalı demektir. Halk buğdayı ithal eder.

Not: Eskiden altın uluslararası ticarete gümüş yurtiçi ticarete göre değer kazanırdı. Bugün altın ve gümüşleri ülkeden ülkeye taşımıyoruz ve hatta cepten cebe de taşımıyoruz. Altınlar yerlerinde duruyor. Gümüşlerde yerlerinde duruyor, biz onların belgesini taşıyoruz. Yalnız bugün altın paranın karşılığı beşte bir olarak kuyumcularda altın olacak, bankalarda ise karşılığı olan diğer paralar olacak. Gümüş karşılığı ise gümüş para çıkarmıyoruz. Ancak gümüşü diğer tarım ürünleri gibi ambarda ki stoklara göre buğday parası ile değerlendiriyoruz. Bucakta gümüş azsa ambarımızda ki mallar eksilecek gümüşle dışarıda satılacak ve gümüş bucağa girecek. Çoksa dışarıda gümüş satılır yerine mallar gelecek dolayısıyla gümüşte dengede tutulabilecek. Anamal olarak buğday kabul ettiğimiz gibi gümüşü de beraberce kabul edersek durum ne olur? Denemek gerekir.

Denge: Dört Para dengeyi kurar. Yatırım tüketim dengesi, ihracat ithalat dengesi.

Kredileşme: Halk elde ettiği paraları bankaya yatırarak kredileşmeyi gerçekleştirir. Kredileşme değerleri satış değerlerinden farklıdır. Kredileşme değeri yüksekse halk satacağına bankaya koymayı tercih eder. Kredilendirme değeri düşükse halk satmaz bankaya koyar. Hangi paranın kredilendirme değeri yüksekse ona çevirir onu koyar.

Mevduat stoku: Bankada her hangi malın senedi mevduat olarak verilmişse o kadar,  o mal ambarlarda vardır. Şimdilik o kullanılmamaktadır, demektir. Hangi işletmenin senedi varsa o malların stokuna gerek yok demektir. Hangi para varsa o sektörde durgunluk var demektir.  Pazar fiyatları üretim ve tüketim miktarlarını belirler, stok seviyelerini belirlemez. Mevduat fiyatları stok seviyelerini belirler.  

Denge:                

1-   Kişi çalıştı, mal üretti. En pahalı mal ne ise onu üretti. Mal arttı. Cebine parayı aldı.

2-   Kişinin ihtiyaçları var. Gider en ucuz ne bulursa alır.  Eksilen ml yerine gelmiştir. Eski duruma dönülmüştür.

3-   Kişinin ihtiyacı yok bankaya gider, satamadığı malın senedini bankada yatırır. Sendin kredileşme değeri düşer. O mal üretilmez.

4-   Kişi çalışmadı ama ihtiyaçları var. Gider kredileşmeden çeker. Tüketir. Çektiği malın kredileşme değeri yükselir.

Meslekte denge: Bazı kimseler düz işçidirler. Her türlü işte çalışabilirler. Hangi mallar azsa o malı üretirler. Dolayısıyla denge emekteki arz ve talepte sağlanır. Piyasadaki arz ve talep sağlar. Oysa bazı kimseler bir iş yapar başka iş yapmazlar. Bunlar ürettikleri malları üretmeye devam ederler. Elde ettikleri senetleri bankaya yatırırlar, pahalanmasını beklerler. O zamana kadar kredileşmeden aldıkları paraları kullanırlar. Düz işçiler başka sektöre kayınca o malin üretimi düşer fiyatlar yükselir. Senedi çekip satar. Borcunu kapatır. Meslekte de arz talep kanunları geçerli olur.

İnşaatta denge: Planlama yapılmıştır. Nerede ne fabrikası kararlaştırılmıştır. Müteahhidin kredisi vardır. İşçi bulursa seçtiği arsa üzerinde inşaata başlar. Çalıştığı işçilerin ücretleri faizsiz kredi olarak verilir. Malzeme parası da çalıştırdığı işçi nispetinde faizsiz olarak alınır. Müteahhit değil yapı borçlandırılır. Toprak parası pahalı ise inşaata gider. Diğer paralar pahalı ise düz işçi oraya gider. Denge böyle korunur.

Yapıların satılması: Yapılar toprak parası ile hisse senetleri ile satılır. Hisse sendi sahibi olanlar o sendin kira getirisine ortak olurlar. Tesisleri işletmelere işletme senetleri ile kiraya verilir. Ortaklara hisse senedi mukabili satılırlar.

İşletmede kredileşme: İşletme senedini alanların eğer giderlerinden fazla işletme senedine sahip olmuşlarsa onu kooperatife mevduat olarak yatırırlar. İşletmedeki duruma göre senetlerin kredileşme değerleri doğar.

a)      İşletmelerde stoklar azsa işletme senedinin kredileşme değeri çoktur.  Ortak işletme senedini kredileşme olarak yatırır.

b)      İşletmede stoklar çoksa senetlerin kredileşme değeri düşüktür. Halkın artırdıklarını hisse senetleri ile kredileşmeye koyar. Üretim durur. Yatırıma yöneliriz. Fabrikamızın genişletilmesini yenilenmesini yaparız.

c)      İleride ham madde krizinin ortaya çıkacağını hesapladık, ham madde stokunu yapmak istiyoruz. Ham madde stok seviyesini yükseltiriz. Yüksek seviyede stok dengelenir. Bu senetleri kooperatife mevduat olarak gelir. Bunu sağlamak için de senedin kredileşme değerini yükseltmiş oluyoruz.

d)     Mamul maddemizin pahalanacağını hesap ediyoruz. Stok seviyemizi yükseltmek istiyoruz. Senedin kasadaki stok seviyesini yükseltiriz. Diğer malların ambardaki stok seviyelerini sabit tutarsak, ana malın stoku artmış olur.